compelling Ne demek
Kelime: Compelling
Tanım ve Anlam
- Çekici: Bir şeyi güçlü bir biçimde ikna edici veya etkileyici şekilde sunan.
- Zorlayıcı: Yerinde durulamayan, katılmak veya dinlenmek zorunda kalan.
- İkna edici: Aksini düşünme şansı bırakmayan, mantıklı ve güçlü bir argüman sunan.
Etimoloji
“Compelling” kelimesi, Latince “compellere” kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime, “birine bir şey yapmaya zorlamak” anlamına gelir. İngilizceye geçmiş olduğu dönemde “compel” olarak kullanılmaya başlanmış ve zamanla sıklıkla kullanılan bir sıfat haline gelmiştir.
Kelimenin Litera ve Figüratif Kullanımı
- Literal kullanım: “His argument was so compelling that everyone agreed with him.” (Onun argümanı o kadar ikna ediciydi ki herkes ona katıldı.)
- Figüratif kullanım: “The film had a compelling narrative that kept me on the edge of my seat.” (Filmin öyküsü o kadar etkileyiciydi ki beni koltuğumda diken üstünde tuttu.)
Yaygın İfadeler ve Deyimler
- Compelling interest: “Zorlayıcı ilgi” – Birey ya da grup için büyük bir önem taşıyan nedenler.
- Compelling evidence: “İkna edici kanıt” – Bir durumu ya da iddiayı desteklemek için yeterli ve güçlü bilgiler.
Contextual Usage & Örnek Cümleler
-
The lawyer presented a compelling case that won over the jury.
- Avukat, jüriyi etkileyen ikna edici bir savunma sundu.
-
Many compelling reasons exist to support this project.
- Bu projeyi desteklemek için birçok ikna edici neden vardır.
-
She has a compelling story that inspires others.
- Onun, başkalarına ilham veren ikna edici bir hikayesi var.
-
The book is so compelling that I couldn’t put it down.
- Kitap o kadar etkileyiciydi ki elimden bırakamadım.
-
His compelling performance earned him several awards.
- Onun etkilileyici performansı ona birçok ödül kazandırdı.
Kullanım Alanları
- Günlük Konuşmalar: İnsanlar bir durumu ya da kişiyi tanımlarken “compelling” sıklıkla kullanılır, özellikle bir şeyin dikkat çekici olduğu durumlarda.
- Akademik Yazım: Argümanlar ve analizler için güçlü örnekler sunduğunuzda, “compelling” kelimesi akademik metinlerde yer bulur.
- Resmi Konuşma: İkna edici bir savunma ya da düşünce sunarken kullanılır.
Farklı Bağlamlarda Kullanım
- Resmi: “The CEO made a compelling argument for the merger.” (CEO, birleşme için ikna edici bir argüman sundu.)
- Gündelik: “That show was really compelling!” (O program gerçekten etkileyiciydi!)
- Teknik: “The compelling data suggests a significant trend in consumer behavior.” (İkna edici veriler, tüketici davranışında önemli bir eğilim olduğunu gösteriyor.)
- Sokağık (Slang): “She has a compelling vibe that draws people in.” (Onun etkileyici bir havası var, insanları kendine çekiyor.)
Eşanlamlılar & Zıt Anlamlılar
-
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Persuasive – İkna edici
- Attractive – Çekici
- Engaging – İlgi çekici
- Convincing – İnandırıcı
-
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Unconvincing – İnandırıcı olmayan
- Dull – Sıkıcı
- Bland – Sönük
- Weak – Zayıf
Bu bilgilerle “compelling” kelimesinin İngilizce ve Türkçe bağlamlarda nasıl kullanılabileceğini, anlamını ve örneklerini daha iyi anlayabilirsiniz.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com