compelling case Ne Demek
Compelling Case
Tanım ve Anlam:
“Compelling case” terimi, ikna edici ve inandırıcı bir durum veya argüman anlamına gelir. Bu terim genellikle bir şeyin ne kadar önemli veya gerekli olduğunu ifade etmek için kullanılır. Karşıt görüşlere üstün gelme veya bir fikir, pozisyon veya davayı destekleme amacıyla sunulan güçlü kanıtları belirtir.
- İkna edici argümanlar veya delillerle desteklenen bir durum.
- Bir durum veya olayın önemini, aciliyetini vurgulamak için kullanılan bir ifade.
Etimoloji:
“Compelling” kelimesi, İngilizce “compel” fiilinden türetilmiştir. “Compel”, “zorlamak, mecbur etmek” anlamına gelir ve Latince “compellere” (bir araya getirmek, zorlama) köküne dayanır. “Case” kelimesi ise Latince “casus” (durum, olay) kökünden gelmektedir. Yani “compelling case” bir anlamda “zorlayıcı durum” anlamına gelir.
Literal ve Figüratif Kullanımlar:
-
Literal Kullanım: Bir mahkeme veya resmi bir inceleme sırasında yapılan bir argümanın gücü.
- Örnek: “Her lawyer presented a compelling case that led to the acquittal.” (Avukatı, beraatına neden olan ikna edici bir dava sundu.)
-
Figüratif Kullanım: Bir durumun önemini vurgulamak veya bir şeyin yararını ifade etmek için kullanılır.
- Örnek: “The research presents a compelling case for renewable energy investment.” (Araştırma, yenilenebilir enerji yatırımları için ikna edici bir durum sunuyor.)
Ortak İfadeler ve Deyimler:
- Making a compelling case: İkna edici bir durum oluşturmak.
- Türkçesi: “İkna edici bir durum oluşturmak.”
Bağlam Kullanımı & Örnek Cümleler:
-
“The scientist made a compelling case for climate change action.”
(Bilim insanı, iklim değişikliği eylemi için ikna edici bir durum sundu.) -
“During the debate, he presented a compelling case for his policies.”
(Tartışma sırasında, politikaları için ikna edici bir durum sundu.) -
“Her testimony provided a compelling case that convinced the jury.”
(Onun ifadesi, jüriyi ikna eden ikna edici bir durum sağladı.) -
“The article makes a compelling case for the benefits of meditation.”
(Makalede meditasyonun faydalarına dair ikna edici bir durum oluşturuluyor.) -
“To support your argument, you need to present a compelling case.”
(Argümanınızı desteklemek için ikna edici bir durum sunmalısınız.) -
“The team’s research presents a compelling case for using artificial intelligence.”
(Ekibin araştırması, yapay zeka kullanımına dair ikna edici bir durum sunuyor.)
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Persuasive argument - İkna edici argüman
- Strong case - Güçlü durum
- Convincing evidence - İkna edici delil
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Weak case - Zayıf durum
- Unconvincing argument - İkna edici olmayan argüman
- Flimsy evidence - Sağlam olmayan delil
Bu bilgiler, “compelling case” terimini anlamanıza ve doğru bir şekilde kullanmanıza yardımcı olacaktır.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com