Goong.com - Yeni Nesil Sözlük

compelling reason Ne Demek

“Compelling Reason” Teriminin Anlamı

Tanım ve Anlam:

compelling-reason-ne-demek/">Compelling reason” ifadesi, bir eylemi, durumu veya fikri mantıklı ve ikna edici bir şekilde destekleyen güçlü bir neden veya gerekçe anlamına gelir. İki ana kelimenin birleşiminden oluşur:

  1. Compelling: Zorlayıcı, ikna edici, dikkat çekici.
  2. Reason: Sebep, neden.

Bu bağlamda, “compelling reason” bir şeyin yapılmasını veya kabul edilmesini sağlamak için çok güçlü bir argüman veya gerekçe sunar.

Kökeni (Etymoloji):
“Compel” 15. yüzyılda Latinceden “compellere” kelimesinden türetilmiştir, anlamı “bir şeyi zorlamak” veya “güçlü bir şekilde istemek”tir. “Reason” ise Eski Fransızca “raisun” ve Latince “ratio” kökünden gelir, bu da “mantık” veya “anlama” anlamına gelir.

Açıklama:

Doğal Kullanım:
Literal Anlam: “Compelling reason” ifadesi genellikle bir eylemi desteklemek için somut ve ikna edici bir neden sunmayı ifade eder.
Figüratif Anlam: Toplumda veya bireylerin karar verirken aklına yatan ve onları eyleme geçiren güçlü duygusal ve mantıksal faktörleri de kapsayabilir.

Örnek Cümleler:

  1. The defendant had a compelling reason to leave the scene of the accident.
    (Sanığın kaza yerini terk etmek için zorlayıcı bir nedeni vardı.)

  2. The committee presented a compelling reason for increasing the budget.
    (Komite bütçeyi artırmak için ikna edici bir neden sundu.)

  3. She felt she had a compelling reason to pursue her dream of becoming a doctor.
    (Doktor olma hayalini gerçekleştirmek için zorlayıcı bir nedeninin olduğunu düşündü.)

  4. There isn’t a compelling reason to change the current policy.
    (Mevcut politikayı değiştirmek için ikna edici bir neden yok.)

  5. His story provided a compelling reason for the jury to reconsider their verdict.
    (Onun hikayesi jürinin kararlarını yeniden gözden geçirmeleri için ikna edici bir neden sağladı.)

  6. A compelling reason can often sway public opinion.
    (Zorlayıcı bir neden genellikle kamuoyunu etkileyebilir.)

Yaygın İfadeler veya Deyimler

Bağlam Kullanımı & Örnek Cümleler

Aşağıdaki örnekler, “compelling reason” teriminin bağlam içinde nasıl kullanıldığını göstermektedir.

Örnek Cümleler:

  1. There are compelling reasons to believe that climate change is a real threat.
    (İklim değişikliğinin gerçek bir tehdit olduğuna inanmak için ikna edici nedenler var.)

  2. The research offered compelling reasons to change our approach to education.
    (Araştırma, eğitimdeki yaklaşımımızı değiştirmek için ikna edici nedenler sundu.)

  3. The author provides compelling reasons throughout the book to support her argument.
    (Yazar, kitabın her yerinde argümanını desteklemek için ikna edici nedenler sunuyor.)

  4. Without a compelling reason, it’s hard to change people’s minds.
    (Zorlayıcı bir neden olmadan, insanların fikirlerini değiştirmek zordur.)

  5. The compelling reason she gave for moving was to start fresh in a new city.
    (Taşınmak için verdiği ikna edici neden, yeni bir şehirde sıfırdan başlamak idi.)

  6. He presented a compelling reason to the board, convincing them to approve the project.
    (Yönetim kuruluna ikna edici bir neden sundu, böylece projeyi onaylamalarını sağladı.)

Eşanlamlılar ve Zıt Anlamlılar

Eşanlamlılar (Synonyms):

Zıt Anlamlılar (Antonyms):

Bu detaylı açıklama, “compelling reason” teriminin hem sözlük anlamını hem de bağlam içinde nasıl kullanıldığını kapsamlı bir şekilde ele almaktadır.

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com

< /html>