big man ne demek & Ingilizce - Türkçe
Kelime: big man
Türkçe Çevirisi: büyük adam
Tanım ve Açıklama: “Big man” ifadesi, genellikle fiziksel olarak büyük bir adamı tanımlamak için kullanılsa da (yani boyu ve kilosu fazla olan birini), daha yaygın olarak etkili, nüfuzlu veya güçlü bir kişiyi ifade etmek için mecazi anlamda kullanılır. Özellikle sosyal ya da iş ortamlarında, “big man”, karar veren, liderlik yapan veya otorite sahibi olan birini tanımlar. Bu terim bazen bir kişinin kendisini büyük gösterme arzusunu veya bu tür bir imaja sahip olma durumunu belirtmek için de kullanılabilir.
2:14
Günlük Kullanım:
-
“The big man of the company made an important announcement today.”
(Şirketin büyük adamı bugün önemli bir duyuru yaptı.) -
“Everyone respects him; he’s the big man in our community.”
(Herkes ona saygı gösteriyor; o, toplumumuzun büyük adamı.) -
“He walks around like he’s the big man here.”
(Burada büyük adammış gibi dolaşıyor.) -
“In this situation, the big man is the one who makes the final decision.”
(Bu durumda, büyük adam nihai kararı veren kişidir.) -
“To become a big man, you need to work hard and gain people’s trust.”
(Büyük bir adam olmak için çok çalışmalı ve insanların güvenini kazanmalısın.)
Etymoloji: “Big man” ifadesi, İngilizce “big” ve “man” kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. “Big” kelimesi Eski İngilizce’deki “biċċe” kelimesinden türemiştir, bu da büyüklük anlamına gelir. “Man” kelimesi ise Eski İngilizce “mann” kelimesinden gelmekte olup, insan ya da erkek anlamına gelir.
Telaffuz: /bɪg mæn/
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Leader (Lider) - “He has always been a leader in our projects.” (Her zaman projelerimizde bir lider olmuştur.)
- Influential person (Nüfuzlu kişi) - “He is seen as an influential person in politics.” (Siyasette nüfuzlu bir kişi olarak görülüyor.)
- Authority (Otorite) - “The CEO is seen as the authority in this business.” (CEO, bu işte otorite olarak görülüyor.)
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Follower (Takipçi) - “She is more of a follower than a leader.” (O, bir liderden çok bir takipçi.)
- Minor player (Küçük oyuncu) - “He is just a minor player in the industry.” (Sadece sektördeki küçük bir oyuncu.)
- Subordinate (Ast) - “He works under the subordinate, not the big man.” (O, büyük adamın değil, astın altında çalışıyor.)