proofs Ne Demek
Kelime: Proofs
Tanım ve Anlam:
- Kanıtlar: Bir şeyin doğru olduğunu göstermek için sunulan deliller veya bilgiler.
- Matbaa Ön Baskıları: Bir eserin, basılmadan önceki son hali, genellikle hataların kontrolü için.
- Bir Testin Sonucu: Genellikle bir hipotezin, teorinin ya da buluşun doğruluğunu veya güvenilirliğini ortaya koyan değerlendirme süreci.
Köken (Etimoloji): “Proof” kelimesi, Orta İngilizce “prove” (kanıtlamak) kelimesinden gelmektedir. Bu kelime ise Latince “probare” (test etmek, kanıtlamak) kökünden türetilmiştir.
Açıklama:
Literatürel Kullanım: Kelimenin tam (literal) anlamı, bir şeyin doğruluğunu veya geçerliliğini kanıtlayan belgelerdir veya ölçülerin doğruluğunu gösteren fiziksel örneklerdir. Örneğin, bir kişinin kimliğini kanıtlamak için sunduğu belgeler veya bir tezin bilimsel geçerliliğini destekleyen veriler.
Mecazi Kullanım: Mecaz anlamında “proofs”, daha çok bir fikrin veya bir düşüncenin geçerliliği ya da doğruluğu hakkında kanıt sunan durumlar olarak kullanılabilir. Örneğin, birinin bir konu üzerindeki fikirlerinin sağlamlığını desteklemek için sunduğu mantık ve argümanlar da “proofs” olarak adlandırılabilir.
Örnekler:
-
The proofs of the theory were published in a scientific journal.
- Teorinin kanıtları bir bilim dergisinde yayımlandı.
-
She submitted her proofs to the publisher for review.
- Yayıncıya inceleme için kanıtlarını sundu.
-
They found several proofs that supported the scientist’s claim.
- Bilim adamının iddiasını destekleyen birkaç kanıt buldular.
-
The proofs of the mathematical equation were hard to understand.
- Matematiksel denklemin kanıtları anlaması zorlayıcıydı.
-
He needed more proofs of his theory to convince the committee.
- Komiteyi ikna etmek için teorisine daha fazla kanıt gerekti.
-
The final proofs were sent to print without any errors.
- Son baskılar hatasız olarak basıma gönderildi.
Sık Kullanılan İfadeler veya Deyimler:
- “Proof of concept”: Kavram kanıtı
- “Proof is in the pudding”: Deneyimle öğrenmek (örneğin, bir şeyin değerinin yalnızca deneyimle anlaşılabileceğini ifade eder.)
Bağlam Kullanımı ve Örnek Cümleler:
-
The proof of his success is his extensive achievements.
- Onun başarısının kanıtı geniş başarılarıdır.
-
To prove her point, she presented several proofs.
- Görüşünü kanıtlamak için birkaç kanıt sundu.
-
The proofs showed that her hypothesis was correct.
- Kanıtlar, hipotezinin doğru olduğunu gösterdi.
-
After reviewing the proofs, the editor made several changes to the manuscript.
- Kanıtları inceledikten sonra editör, el yazmasına birkaç değişiklik yaptı.
-
Proofs of identity are required for security clearance.
- Güvenlik izni için kimlik kanıtları gereklidir.
-
The proofs submitted were sufficient to validate the research.
- Sunulan kanıtlar, araştırmayı doğrulamak için yeterliydi.
Eşanlamlılar ve Zıt Anlamlılar:
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Evidence - Delil
- Verification - Doğrulama
- Demonstration - Gösterim
- Confirmation - Onaylama
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Disproof - Çürütme
- Refutation - Red
- Denial - Red
Bu detaylarla “proofs” kelimesinin anlamını ve kullanımını kapsamlı bir şekilde incelemiş olduk. Başka bir kelime veya konu hakkında bilgi almak isterseniz, bana sorabilirsiniz.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com