preponderance of evidence Ne demek
Preponderance of Evidence (Kanıtların Ağırlığı)
Tanım ve Anlamı:
- Temel Anlamı: Preponderance of evidence, bir davada, bir tarafın sunduğu kanıtların diğer tarafa kıyasla daha ağır basması durumunu ifade eder. Genellikle medeni hukuk alanında kullanılır.
- Mecazi Anlamı: Bir durumun veya olayın başka bir durum veya olay üzerindeki daha baskın olma durumu veya kabul görmesi anlamında da kullanılabilir.
Köken (Etymology):
“Preponderance” kelimesi, Latince “prepondere” (önünde ağırlık) kelimesinden türetilmiştir. Bu, belirli bir şeyin diğerlerinden daha ağır olduğunu belirtmek için kullanılır. “Evidence” kelimesi ise Latince “evidentia” kelimesinden türetilmiştir ve “açık” veya “görünür” anlamını taşır.
Literatür ve Mecazi Kullanımlar:
- Doğrudan (Literal): Mahkemelerde, bir tarafın sunduğu kanıtların diğer tarafa göre daha güçlü olduğu durum. Örnek: “Davanın kazanılması için, davalı tarafın lehine daha fazla kanıt sunması gerekmektedir.”
- Mecazi (Figurative): Genel olarak bir durum, olay veya görüş için daha fazla kabul görme durumunu ifade eder. Örnek: “Bu teorinin geçerliliği konusunda kanıtların ağırlığı, karşıt görüşlere göre daha yüksektir.”
Yaygın İfadeler veya Deyimler:
- “Preponderance of evidence” için Türkçe çeviri: “Kanıtların ağırlığı”
Bağlam Kullanımı ve Örnek Cümleler:
-
English: The jury found that the preponderance of evidence supported the defendant’s claim.
- Türkçe: Jüri, kanıtların ağırlığının sanığın iddiasını desteklediğini buldu.
-
English: In a civil trial, you only need a preponderance of evidence to win your case.
- Türkçe: Medeni bir davada, davanızı kazanmak için sadece kanıtların ağırlığını sunmanız gerekiyor.
-
English: The preponderance of evidence suggested that the policy had a positive impact.
- Türkçe: Kanıtların ağırlığı, politikanın olumlu bir etkisi olduğunu gösterdi.
-
English: His argument was persuasive, but the preponderance of evidence lay with his opponents.
- Türkçe: Onun argümanı ikna ediciydi, ancak kanıtların ağırlığı rakiplerinde yatıyordu.
-
English: The expert testimony provided a substantial preponderance of evidence in favor of the plaintiff.
- Türkçe: Uzman tanıklığı, davacının lehine önemli bir kanıtlar ağırlığı sağladı.
Günlük Konuşmalarda ve Yazında Kullanım:
- Günlük Konuşmalar: Genellikle hukuki terim olarak kullanılır; fakat sıradan bir bağlamda bir durumun seçimi veya yönlendirilmesi hakkında konuşulurken mecazi anlamda kullanılabilir.
- Akademik Yazım: Hukuk ve sosyal bilimlerde sıkça karşılanan bir terimdir; araştırmalarda veri analizinin ve bulguların ağırlığı hakkında konuşulurken kullanılır.
- Gayri Resmi Konuşmalar: Daha az yaygın olmakla birlikte, bir olayın veya teorinin güçlü kanıtları olduğunda kullanılabilir.
Farklı Bağlamlarda Örnekler:
- Resmi: “Davada kanıtların ağırlığı, mahkeme tarafından titizlikle incelenecektir.”
- Gayri Resmi: “Bu konudaki kanıtların ağırlığı, gerçekten inandırıcı.”
- Teknik: “Araştırma sonuçları, kanıtların ağırlığını oluşturarak hipotezi destekliyor.”
- Argoda: “Bütün bunlar, bu olayın altındaki güçlü kanıtlar var demek istiyor.”
Eşanlamlılar ve Zıt Anlamlılar:
-
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Weight of evidence - “Kanıtların ağırlığı”
- Greater burden of proof - “Daha büyük kanıt yükü”
-
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Lack of evidence - “Kanıt eksikliği”
- Insufficient evidence - “Yetersiz kanıt”
Bu terim, hukuki contextlerde oldukça önemli bir yere sahiptir ve tarafların sunmuş oldukları kanıtların değerlendirilmesinde belirleyici bir rol oynar.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com