fragmentary Ne demek
Kelime: Fragmentary
Tanım ve Anlamı:
- Parçalı, eksik, tamamlanmamış bir durumu ifade eder.
- Bir şeyin bütünlüğü veya tamlığı bulunmayan parçalarını tanımlar.
Köken (Etyoloji): “Fragmentary” kelimesi İngilizce “fragment” kelimesinden türetilmiştir. “Fragment”, Latince “frangere” kökünden gelmektedir ve “kırmak” anlamına gelir. Bu nedenle “fragmentary”, bir bütünün parçalarına veya eksik kısımlarına atıfta bulunur.
Kelimelerin Literatür ve Tinsel Kullanımı:
-
Literal (Doğal) Kullanım: Bir eserin veya metnin sadece bazı bölümlerinin var olduğu durumları ifade eder. Örneğin, bir kitap yazılmamış veya kaybolmuş bölümleri sebebiyle tam olarak tamamlanmamışsa, bu kitap “fragmentary” olarak tanımlanabilir.
-
Figurative (Mecazi) Kullanım: Bir durumun, olayın ya da hikayenin tamamının anlaşılmadığı veya anlatılmadığı durumlarda da kullanılabilir. Örneğin, bir kişinin anılarını ya da bir olayın hatıralarını parça parça hatırlaması bu mecazi kullanıma örnek teşkil eder.
Sık Kullanılan İfadeler ve Deyimler:
- “Fragmentary evidence” - “Parçalı kanıt”
- “Fragmentary memories” - “Parçalı anılar”
Kontekst Kullanımı ve Örnek Cümleler:
-
The archaeological site yielded only fragmentary remains of the ancient civilization.
- Arkeolojik alan yalnızca eski uygarlığın parçalı kalıntılarını ortaya koydu.
-
His fragmentary recollections of the event made it hard to understand what really happened.
- Olayla ilgili parçalı hatıraları, gerçekte ne olduğunu anlamayı zorlaştırdı.
-
The report provided a fragmentary overview of the project’s progress.
- Rapor, projenin ilerleyişine dair parçalı bir genel bakış sağladı.
-
She shared her fragmentary thoughts on the matter during the meeting.
- Toplantı sırasında konu ile ilgili parçalı düşüncelerini paylaştı.
-
The author is creating a fragmentary narrative, piecing together different perspectives.
- Yazar, farklı bakış açılarını bir araya getirerek parçalı bir anlatı oluşturuyor.
Günlük Konuşmalar, Akademik Yazım ve Gayri Resmi Konuşma Kullanımı:
-
Günlük Konuşmalar: İnsanlar, deneyimlerini veya olayları anlatırken “fragmentary” bir anlatım kullandıklarında, genelde kesiklilik veya belirsizlik hissini ifade ederler.
-
Akademik Yazım: Bir araştırma veya inceleme metninde “fragmentary” bilgiler sunulurken, yazar bu bilgilerin belirsiz ve eksik olduğunu vurgulamak için kullanır.
-
Gayri Resmi Konuşma: Arkadaşlar arasında yapılan sohbetlerde, bir anıyı “parçalı” bir şekilde anlatmak daha yaygındır; bu durumda, anlatılan olayın tam olarak hatırlanmadığı belirtilmiş olur.
Farklı Bağlamlarda Örnekler:
-
Resmi: The researcher published a fragmentary analysis of the data collected over the years.
- Araştırmacı, yıllar boyunca toplanan verilerin parçalı bir analizini yayımladı.
-
Gayri Resmi: I have these fragmentary memories of my childhood that I can’t piece together.
- Çocukluğuma dair bu parçalı anılar var ki, onları bir araya getiremiyorum.
-
Teknik: The software was unable to process the fragmentary data from the backup.
- Yazılım, yedekten gelen parçalı verileri işleyemedi.
Eş anlamlılar (Synonyms) ve Zıt anlamlılar (Antonyms):
-
Eş Anlamlılar:
- Incomplete - Tamamlanmamış
- Partial - Kısmi
- Broken - Kırık
-
Zıt Anlamlılar:
Bu detaylarla birlikte “fragmentary” kelimesinin anlamı ve kullanımı hakkında kapsamlı bir bilgi vermiş olduk.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com