flawed Ne demek
Flawed kelimesinin detaylı açıklaması:
Tanım ve Anlamlar:
Flawed, İngilizce’de esas olarak “kusurlu” veya “hatalı” anlamına gelir. Aşağıda farklı anlamlarını sıraladım:
- Kusurlu, eksik veya bozuk: Bir şeyin, tasarımında veya yapısında yapılan hata veya kusurlar nedeniyle tam ve hatasız olmadığını ifade eder.
- Mükemmel olmamak: Genellikle bir insanın, karakterinde veya davranışlarında bazı arızalar, eksiklikler taşıdığını belirtir.
- Geçersiz, mantıksız: Mantıksal bir argümanın veya düşüncenin hatalı veya yanlış olduğunu ifade etmek için de kullanılabilir.
Etymology (Köken Bilgisi):
“Flawed” kelimesi, İngilizce “flaw” kelimesinden türetilmiştir. “Flaw”, Eski İngilizce “flāwan” kelimesinden gelir ve “kırmak” veya “bozmak” anlamına gelir. Bu bağlamda “flawed”, bir şeyin veya birinin “kırılmış” veya “bozuk” olduğunu belirtir.
Literatür ve Metaforik Kullanımlar:
Literatürde “flawed” terimi genellikle yalnızca fiziksel nesneler için değil, aynı zamanda insan doğası ve düşünce biçimleri için de kullanılır. Örneğin, bir karakterin derinliği, hataları ve çatışmaları ile ifadesinin “flawed” olması, onu daha insanî ve gerçekçi kılar.
Örnekler:
- Literally: The flawed design of the car led to safety issues.
- (Kusurlu otomobil tasarımı güvenlik sorunlarına yol açtı.)
- Figuratively: Everyone has flawed reasoning at times, which is part of being human.
- (Herkesin bazen kusurlu düşünülmesi, insan olmanın bir parçasıdır.)
Yaygın Deyimler veya İfadeler:
- “Flawed logic”: Kusurlu mantık
- “Flawed character”: Kusurlu karakter
Bağlam Kullanımı ve Örnek Cümleler:
-
The company’s flawed strategy caused them to lose a lot of money.
- Şirketin kusurlu stratejisi onlara çok para kaybettirdi.
-
Despite his flawed past, he managed to turn his life around.
- Kusurlu geçmişine rağmen hayatını düzene sokmayı başardı.
-
Critics argue that the film suffers from a flawed plot.
- Eleştirmenler filmin kusurlu bir hikaye ile sorun yaşadığını iddia ediyor.
-
She has a few flawed ideas, but they can lead to interesting discussions.
- Onun birkaç kusurlu fikri var ama bu, ilginç tartışmalara yol açabilir.
-
The scientist pointed out the flawed methodology in the research.
- Bilim insanı araştırmadaki kusurlu metodolojiyi vurguladı.
Günlük Kullanım Analizi:
- Günlük Konuşmalarda: “Flawed” kelimesi genellikle daha derin veya kişisel konular üzerinde kullanılır. Örneğin, bir arkadaşın karakterindeki eksiklikler hakkında konuşmak.
- Akademik Yazılar: Daha teknik bir dilde bağlam ve öngörüde kullanılır. Örneğin, bir araştırmanın eksikliklerini tartışurken.
- Gündelik İfadelerde: Arkadaşlar arasında daha rahat bir çağrışım yaratabilir; örneğin, bir planın geçerliliği tartışılırken.
Farklı Bağlamlarda Örnekler:
- Resmi: The report analyzed several flawed assumptions in the economic model. (Rapor, ekonomik modeldeki birkaç kusurlu varsayımı analiz etti.)
- Gayri resmi: That movie was good, but it had some flawed moments. (O film iyiydi ama bazı kusurlu anlar vardı.)
- Teknik: The flawed algorithm led to incorrect results. (Kusurlu algoritma yanlış sonuçlara yol açtı.)
- Jargon: His strategy is flawed, but it’s bold. (Onun stratejisi kusurlu ama cesur.)
Eşanlamlılar & Zıt Anlamlılar:
Eşanlamlılar (Synonyms):
- Defect (kusur)
- Imperfect (kusurlu)
- Faulty (hatalı)
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
Bu detaylı açıklamalar, “flawed” kelimesinin hem anlamını hem de kullanılış biçimlerini anlama konusunda yardımcı olacaktır.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com