condescending Ne demek
Kelime: Condescending
Tanım ve Anlamlar:
- Küçümseyici: Başkalarını küçümseyerek, onlardan üstün olduğunu düşünen bir tavırla davranmak.
- Hoş görücü: Birine ya da bir gruba, kendi konumunu daha yüksek gösterecek şekilde yaklaşmak; bunu yaparken karşısındakini aşağılayarak veya basit bir şekilde davrandığını hissettirmek.
Köken (Etymology):
“Condescending” kelimesi, Latince “condescendere” kelimesinden gelir; bu kelime “birinin seviyesine inmek” anlamına gelir. “Con-” (birlikte) ve “descendere” (inmek) bileşenlerinden oluşur. Zamanla, bu terim birinin kendisini diğerlerinden üstte görme durumunu betimlemek için kullanılmaya başlamıştır.
Kelimelerin Kullanımı:
2:14
- Düz anlamı: Birinin sadece bilgisi veya deneyimiyle diğerlerinden üstün olduğunu hissetmesi.
- Mecazi anlamı: Birinin diğerlerini kendi seviyesine alçaltıldıkları şekilde ya da basit bir şekilde düşünerek ya da onları eğitmek, bilgilendirmek (ama küçümseyerek) amacıyla yaklaşması.
Örnek Cümleler:
-
She spoke to him in a condescending tone, making him feel less intelligent.
Onunla küçümseyen bir tonla konuştu, bu da onun daha az zeki hissetmesine sebep oldu. -
The teacher’s condescending comments discouraged many students from participating.
Öğretmenin küçümseyici yorumları, birçok öğrencinin katılmasını engelledi. -
His condescending attitude towards his colleagues created a tense work environment.
Meslektaşlarına karşı olan küçümseyici tutumu, gergin bir iş ortamı yarattı. -
I dislike when people give me condescending advice as if I don’t know anything.
İnsanların bana hiçbir şey bilmediğim gibi küçümseyici tavsiyelerde bulunmasından hoşlanmıyorum. -
Although she meant well, her condescending behavior upset her friends.
İyi niyetli olmasına rağmen, küçümseyici davranışları arkadaşlarını üzdü.
Günlük Kullanım:
- Günlük konuşmalarda: Genellikle olumsuz bir durum ifade etmek için kullanılır; insanlar küçümseyici bir tavırdan rahatsızlık duyar.
- Akademik yazımda: Mantık sunma ya da açık bir şekilde bilgisi olmayan birine yaklaşma durumu eleştirilebilir.
- Resmi dilde: Profesyonellik gerektiren durumlarda, küçümseyici bir tavır genellikle hoş karşılanmaz ve ciddiyetsiz bir tutum olarak değerlendirilir.
Farklı Bağlamlarda Kullanım:
-
Resmi: “The executive’s condescending remarks during the meeting alienated the staff.”
Yönetici, toplantıdaki küçümseyici yorumlarıyla personeli yabancılaştırdı. -
Gündelik: “Don’t be so condescending; I can figure this out on my own.”
Bu kadar küçümseyici olma; bunu kendi başıma başarabilirim. -
Teknik: “Many experts have a condescending approach to novice participants in their field.”
Birçok uzman kendi alanlarındaki acemi katılımcılara karşı küçümseyici bir yaklaşım sergiliyor. -
Argo: “He’s always acting so condescending like he’s the smartest guy in the room.”
Hep en zeki adammış gibi küçümseyici davranıyor.
Eş Anlamlılar (Synonyms):
- Supercilious (küstah, kendini beğenmiş)
- Patronizing (büyüklük taslayan)
- Disdainful (aşağılayan)
- Snobbish (sosyetik, farkındalığı olmayan)
Karşıt Anlamlılar (Antonyms):
- Respectful (saygılı)
- Humble (alçakgönüllü)
- Approachable (ulaşılabilir)
- Considerate (düşünceli)
Bu kapsamlı açıklama “condescending” kelimesinin hem düz hem de mecazi anlamlarına, kullanım bağlamlarına ve eş/zıt anlamlılarına dair kapsamlı bir anlayış sağlamaktadır.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com