breathtaking view Ne Demek
Breathtaking View
Tanım ve Anlamı:
Breathtaking view (nefes kesici manzara), genellikle çok güzel, etkileyici veya olağanüstü olan bir manzarayı tanımlamak için kullanılır. Bu terim, doğal güzelliklerin veya bir yerin havalı görünümlerinin gözlemlenmesinin yarattığı hayranlık ve şok hissini ifade eder.
- Tam Anlam: Göz alıcı, görsel açıdan dikkate değer veya etkileyici bir manzara.
- Genel Anlam: Göz kamaştıran, insanın nefesini kesen bir görüntü.
Köken (Etymoloji):
“Breathtaking” kelimesi, “breathe” (nefes almak) ve “taking” (almak) fiillerinin birleşiminden oluşur. Bu, bir şeyin o kadar etkileyici olduğu anlamında kullanılır ki, gerçek anlamda nefes almaktan alıkoyabilir. “View” kelimesi ise, gözlemlenen şey, görünüm ya da manzara anlamına gelir ve Orta İngilizce “vewe” kelimesinden türetilmiştir.
Literaal ve Figüratif Kullanım:
-
Literal Kullanım: Bir dağ zirvesinden veya deniz kıyısından görülen doğal bir manzara.
- Örnek: “The sunset from the mountain was a breathtaking view.”
- “Dağın zirvesinden gün batımı, nefes kesici bir manzaraydı.”
- Örnek: “The sunset from the mountain was a breathtaking view.”
-
Figüratif Kullanım: Bir sanat eseri, mimari yapı veya anlık bir olay (örneğin bir yıldız kayması) gibi etkileyici bir durumu tanımlamak için de kullanılabilir.
- Örnek: “The city skyline at night is a breathtaking view.”
- “Şehrin gece manzarası, nefes kesici bir görüntü.”
- Örnek: “The city skyline at night is a breathtaking view.”
Yaygın İfadeler ve Deyimler:
- Breathtaking beauty (nefes kesen güzellik): Çoğu zaman doğa manzaralarını tanımlarken kullanılır.
- Breathtaking scenery (nefes kesen manzara): Doğal güzelliklerin veya görsel manzaraların etkileyici yönünü belirtir.
Kullanım Bağlamı ve Örnek Cümleler:
-
The Grand Canyon offers a breathtaking view that attracts millions of visitors each year.
- “Büyük Kanyon, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi çeken nefes kesici bir manzara sunuyor.”
-
Standing at the edge of the cliff, I was in awe of the breathtaking view before me.
- “Uçurumun kenarında dururken, önümdeki nefes kesici manzaraya hayran kaldım.”
-
The breathtaking view from the observatory made the hike worthwhile.
- “Gözlem evinden görülen nefes kesici manzara, yürüyüşü değerli kıldı.”
-
As the plane descended, the breathtaking view of the coastline came into focus.
- “Uçak alçaldıkça, kıyının nefes kesici manzarası netleşmeye başladı.”
-
Every time I visit the lake, the breathtaking view takes my breath away.
- “Her seferinde gölü ziyaret ettiğimde, nefes kesici manzara beni büyülüyor.”
-
Photographers love to capture breathtaking views at sunrise and sunset.
- “Fotoğrafçılar, şafak ve gün batımında nefes kesici manzaraları yakalamayı severler.”
Eş Anlamlılar ve Zıt Anlamlılar:
-
Eş Anlamlılar (Synonyms):
- Stunning view (şahane manzara)
- Impressive view (etkileyici manzara)
- Spectacular view (görkemli manzara)
-
Zıt Anlamlılar (Antonyms):
- Dull view (sıkıcı manzara)
- Unimpressive view (etkileyici olmayan manzara)
- Mundane view (sıradan manzara)
Bu detaylı açıklamalarla, “breathtaking view” terimini daha iyi anlayabilir ve İngilizce dilinde kullanabilirsiniz.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com