break through Ne demek
Tanım: “Break through” (anlamı: aşmak, geçmek) ya da “bir şeyin üstesinden gelmek” olarak çevrilebilir. Bu ifade, bir engeli veya zorluğu (fiziksel ya da soyut) aşmak veya önemli bir buluş veya başarı elde etmek anlamında kullanılır.
Köken (Etymology): “Break” kelimesi Eski İngilizce “bracan” kelimesinden gelmektedir; bu kelime “kırmak, parçalamak” anlamına gelir. “Through” ise Eski İngilizce “þurh” kelimesinden türemiştir ve “içinden, boyunca” anlamına gelir. Bu iki kelimenin birleşimi, bir şeyi kırarak içinden geçmek olarak düşünülebilir.
Literal ve Metaphorical Kullanımlar:
Literal (Somut) Kullanımlar:
-
The police broke through the barricades to reach the protesters.
(Polis, protestoculara ulaşmak için barikatları aşarak geçti.) -
The explorers broke through the dense jungle to find the hidden temple.
(Keşifçiler, gizli tapınağı bulmak için yoğun ormanı aştı.)
Figurative (Mecaz) Kullanımlar:
3. After years of hard work, she finally broke through in her career.
(Yıllarca süren sıkı çalışmanın ardından, nihayet kariyerinde ileri bir adım attı.)
-
The scientist’s research broke through new ground in cancer treatment.
(Bilim insanının araştırması, kanser tedavisinde yeni bir alan açtı.) -
He struggled but eventually broke through his fears and spoke in public.
(Zorluk çekti ama sonunda korkularının üstesinden gelerek topluluk önünde konuştu.)
Parçacıkların (Particles) Anlam Üzerindeki Rolü: “Through” parçacığı bu ifadede, bir engelin ya da zorluğun içinden geçmeyi ve aşmayı simgeler. Bu durum, yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda duygusal ya da zihinsel zorlukları da ifade edebilir. “Break” kelimesi, bir şeyi kırmak veya aşmak anlamındadır; bu nedenle “break through” ifadesi, bir tür mücadele sonucu kazanılan bir başarı anlamına gelir.
Kelimeler ve İfadeler:
-
Breakthrough (kavrayış, buluş): A significant or sudden advance. (Önemli bir veya ani bir ilerleme.)
- The scientist achieved a breakthrough in her research. (Bilim insanı, araştırmasında önemli bir buluş gerçekleştirdi.)
-
Breakthrough moment (dönüm noktası): A significant event leading to progress or change. (Bir ilerleme veya değişime yol açan önemli bir olay.)
- That conversation was a breakthrough moment in their relationship. (O konuşma, ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu.)
-
Breakthrough case (örnek olay): A case that sets a precedent or represents significant progress. (Bir emsal teşkil eden veya önemli bir ilerlemeyi temsil eden bir durum.)
- The court’s decision became a breakthrough case for civil rights. (Mahkemenin kararı, medeni haklar açısından bir örnek olay haline geldi.)
Bu şekilde, “break through” ifadesi, hem somut hem de mecazi anlamda önemli bir başarıyı ve zorlukların aşılmasını ifade eder.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.comYoutube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com