Goong.com - Yeni Nesil Sözlük

yielding

“Yielding” İngilizce’de bir ad, sıfat veya fiil olarak kullanılabilen bir kelimedir ve duruma bağlı olarak birkaç farklı anlama gelebilir.

  1. Ad olarak kullanıldığında, “verim” anlamına gelir. Tarım, ekonomi veya bilimsel bir deney gibi bağlamlarda, bir iş, çaba veya işlem sonucunda elde edilen miktara işaret eder. Örneğin, “The tomato plants have a high yield this year.” (Bu yılın domates bitkilerinin yüksek bir verimi var.)

  2. Sıfat olarak kullanıldığında, “esnek” veya “kolayca şekil değiştiren” anlamına gelir. Bu, genellikle bir malzemenin fiziksel özelliklerinden bahsederken kullanılır. Örneğin, “The rubber is yielding and can easily bend.” (Lastik esnektir ve kolayca bükülebilir.)

  3. Fiil olarak “yielding”, “vermek” veya “teslim olmak” anlamına gelir. “Yield to” ifadesi, genellikle bir argümanı veya anlaşmazlığı bırakmak ya da bir çelişkiye uymak anlamına geldiğinde kullanılır. Örneğin, “He yielded to their demands.” (O, taleplerine boyun eğdi.)

Bu nedenle, bu kelimenin anlamı biraz bağlama bağlıdır, ancak genellikle bir tür “verim” veya “teslim olma” kavramı ile ilişkilidir.

  1. The research is yielding promising results in the fight against cancer.
    (Araştırma, kanserle mücadelede umut verici sonuçlar veriyor.)

  2. The farmer hopes that this year’s crop will yield a good harvest.
    (Çiftçi, bu yılki ürünün iyi bir hasat vereceğini umuyor.)

  3. The negotiation process is yielding new insights into the problem.
    (Müzakere süreci, probleme dair yeni içgörüler veriyor.)

  4. With patience and effort, the project is finally yielding the expected benefits.
    (Sabır ve çabayla, proje sonunda beklenen faydaları veriyor.)

  5. Investing in renewable energy sources is yielding sustainable results.
    (Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak, sürdürülebilir sonuçlar veriyor.)

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com