wallflower
Wallflower, Türkçeye çevrildiğinde kelime anlamı olarak “duvar çiçeği” ifadesini karşılar. Ancak bu terim genellikle aynı zamanda sosyal faaliyetlerde çekinik veya vb. özelliği nedeniyle genellikle dikkat çekmeyen, daha pasif kimliklere atıfta bulunmak için kullanılır. Duvar çiçeği, sosyal ortamlarda genellikle dikkat çekmez, sessiz kalan, fazla konuşmayan ve genellikle etkinliklere katılmaktan kaçınan kişiye verilen bir addır. Şu şekilde bir cümlede kullanılır: “He was always a wallflower at parties.” (“O her zaman partilerde bir duvar çiçeğiydi.”) Aynı zamanda, “Wallflower” adı ayrıca belirli türlerde birçok sevimli ve güzel kokulu bitkiye verilen bir addır. Bir bahçede genellikle ilkbaharda renkli çiçekler açan, hoş bir koku yayabilen bu bitlere duvar çiçeği denir.
-
She felt like a wallflower at the party, standing alone in the corner.
Partide duvar çiçeği gibi hissediyordu, köşede tek başına duruyordu. -
As a wallflower, he often observed others without joining in.
Bir duvar çiçeği olarak, genellikle başkalarını izleyip katılmadan duruyordu. -
The wallflower in her bloomed beautifully in the spring.
Bahçedeki duvar çiçeği baharda güzelce açtı. -
He was such a wallflower in school, rarely participating in group activities.
Okulda o kadar duvar çiçeği biriydi ki, nadiren grup etkinliklerine katılıyordu. -
They decided to invite the wallflower to join them for lunch.
Duvar çiçeğini öğle yemeğine katılması için davet etmeye karar verdiler.