urge
“Urge” İngilizce’de bir fiil veya isim olarak kullanılır. Fiil olarak kullanıldığında, “ısrar etmek”, “dürtmek”, “teşvik etmek” veya “zorlamak” anlamına gelir. İşte birkaç örneği:
-
I feel an urge to eat popcorn when I watch a movie. - Bir film izlerken patlamış mısır yeme dürtüsü hissediyorum.
-
My friends urged me to apply for the job. - Arkadaşlarım işe başvurmam için beni teşvik etti.
Isim olarak kullanıldığında “istek”, “arzu” veya “ihtiyaç” anlamlarına gelir. Örneğin:
-
She had an urge to travel around the world. - Dünyayı dolaşıp görmek için bir isteği vardı.
-
He felt an undeniable urge to tell the truth. - Gerçeği söyleme konusunda inkâr edilemez bir dürtüsü vardı.
-
She felt an overwhelming urge to call her best friend for advice.
(En iyi arkadaşına danışmak için güçlü bir istek hissetti.) -
The urge to eat sweets was hard to resist during the diet.
(Diyet yaparken tatlı yeme isteğini direnmek zor oldu.) -
He had an urge to travel and explore new places.
(Yeni yerler keşfetme isteği vardı.) -
There was a sudden urge to dance when the music started playing.
(Müzik çalmaya başladığında aniden dans etme isteği oluştu.) -
Many people feel the urge to help others in times of need.
(Birçok insan ihtiyaç anında başkalarına yardım etme isteği hisseder.)