upsetting
“Upsetting” İngilizce bir kelime olup Türkçede “üzücü”, “sarsıcı”, “rahatsız edici” ya da “kafa karıştırıcı” anlamlarına gelir. Genellikle bir durum, olay ya da kişinin bir tepkisini tanımlamak için kullanılır.
Örneğin; “It was very upsetting to hear about the accident’ dediğinde bu, ‘Kaza hakkında duymak çok üzücüydü” anlamına gelir. Burada ‘upsetting’ kelimesi asıl cümledeki durumu yani bir kaza duymayı tanımlıyor ve hareketin kişi üzerinde yarattığı olumsuz ya da rahatsız edici etkiyi ifade ediyor.
Ayrıca “upsetting” kelimesi, bir durum ya da olayın kolayca unutulmayacak şekilde etkileyici ya da moral bozucu olduğunu da vurgulayabilir. Örneğin; “It was an upsetting ending to the film” (‘Bu film için üzücü bir sondu’) ifadesinde olduğu gibi.
-
The sad movie had an upsetting ending that left everyone in tears.
(Üzgün film, herkesi ağlatarak korkunç bir sonla bitti.) -
He found the news about the accident very upsetting.
(Kaza ile ilgili haberi çok üzücü buldu.) -
It’s upsetting to see so much waste in our environment.
(Çevremizde bu kadar çok atık görmek üzücü.) -
The argument with his friend was really upsetting for him.
(Arkadaşıyla olan tartışma onun için gerçekten üzücüydü.) -
She was upset after reading the harsh criticism online.
(Çevrimiçi sert eleştirileri okuduktan sonra üzgün oldu.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com