unsettling
“Unsettling” İngilizce bir sıfat olup Türkçeye “huzursuz edici, tedirgin edici” olarak çevrilebilir. Bir olayın, durumun veya kişinin insanları tedirgin ederken aynı zamanda bir belirsizlik veya rahatsızlık hissi yarattığını ifade eder. Mesela: “Unsettling news” (“huzursuz edici haberler”), bir kişiye rahatsızlık verebilecek ve belki de onları endişeye sevk edebilecek haberleri temsil eder. Ayrıca özellikle beklenmedik ya da alışılmadık olan bir durum karşısında insanların içinde bir huzursuzluk hissi uyandıran şeyler için de kullanılır. Mesela: “Unsettling behavior” (“huzursuz edici davranış”) alışılmadık veya beklenmedik bir davranışı ifade eder ki bu durum gözlemleyen kişiyi huzursuz eder. Unsettling’in kökü “settle” kelimesidir ki “yerleşmek, çözülmek, sakinleşmek” anlamlarına gelir. “Un-” öneki olumsuzluk katar, yani “unsettle” kelimesi, bir durumun stabilitesini veya çözülmesini engeller anlamına gelir. “Unsettling” kelimesi de çoğunlukla bu şekilde bir ruh hali ya da durumu ifade eder.
-
The eerie silence in the abandoned house was unsettling.
Terkedilmiş evdeki korkutucu sessizlik rahatsız ediciydi. -
She found the documentary about the missing persons cases quite unsettling.
Kaybolan kişilerle ilgili belgeseli oldukça rahatsız edici buldu. -
His unsettling behavior at the party made everyone feel uncomfortable.
Partideki rahatsız edici davranışı herkesi rahatsız hissettirdi. -
The sudden loss of power during the storm was unsettling for the residents.
Fırtına sırasında ani güç kaybı, sakinler için rahatsız ediciydi. -
The unsettling news about the wildlife extinction crisis spread quickly.
Vahşi yaşamın yok olma kriziyle ilgili rahatsız edici haber hızla yayıldı.