unremarkable
“Unremarkable” İngilizce bir kelime olup, Türkçeye “dikkate değer olmayan” ya da “olağan”, “sıradan” olarak çevrilebilir. Genellikle bir şeyin veya bir kişinin belirgin, dikkat çekici ya da olağanüstü bir özelliği olmadığını ifade etmek için kullanılır.
Örneğin, “Bu oda unremarkable bir mekandı.” cümlesi Türkçe’ye “Bu oda dikkate değer bir mekan değildi.” veya “Bu oda sıradan bir mekandı.” olarak çevrilebilir.
Aynı zamanda tıbbi bir terim olabilir ve bir tıbbi test ya da muayenenin normal, beklenen sonuçlarla uyumlu olduğunu belirtmek için kullanılabilir. Örneğin, “Tüm test sonuçları unremarkable.” cümlesi “Tüm test sonuçları normal.” olarak çevrilebilir.
-
The movie was quite unremarkable, leaving no lasting impression on me.
Film oldukça sıradışıydı ve bende kalıcı bir etki bırakmadı. -
His performance was unremarkable, lacking any standout moments.
Onun performansı sıradışıydı, öne çıkan herhangi bir an yoktu. -
The restaurant had an unremarkable menu that didn’t excite the customers.
Restoranın sıradışı bir menüsü vardı, bu da müşterileri heyecanlandırmadı. -
She wore an unremarkable dress to the party, blending in with everyone else.
Partiye sıradışı bir elbise giydi, diğer herkesle kaynaştı. -
The book was unremarkable, following the same predictable storyline as many others.
Kitap sıradışıydı, birçok diğerinin takip ettiği aynı tahmin edilebilir hikaye akışını izliyordu.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com