unreasonable
“Unreasonable” İngilizce bir kelime olup Türkçeye “mantıksız”, “akla uygun olmayan” veya “aşırı” gibi anlamlara gelir. Bu kelime, genellikle bir durum, eylem veya davranışın adil olmadığı, mantıksız olduğu veya makul standartlara uymadığı durumlarda kullanılır. Örneğin, “Onun beklentileri makul değil” veya “Onun tepkisi aşırıydı” şeklinde kullanılabilir.
Ayrıca, “unreasonable” hukuksal terminolojide de kullanılır ve genellikle bir kişinin orta dereceli bir insanın göstereceği akılcı davranışı göstermeme durumunu ifade eder. Yani, normal, ortalama, akılcı bir kişinin aynı şartlar altında farklı bir şekilde hareket etmiş olacağı durumlar için kullanılır.
Kelimenin kökeni Latince’den gelen ‘un’ (olmama, aksi) ve ‘reasonable’ (mantıklı, akla uygun) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
2:14
-
The prices at that restaurant are simply unreasonable compared to the quality of the food.
O restorandaki fiyatlar, yiyecek kalitesine göre tamamen makul değil. -
It’s unreasonable to expect someone to work overtime every weekend without additional pay.
Birinin her hafta sonu fazla mesai yapmasını, ekstra ücret olmadan beklemek mantıksız. -
Her demands in the negotiation were deemed unreasonable by the other party.
Müzakere boyunca onun talepleri diğer taraf tarafından mantıksız bulundu. -
The amount of homework we received this week is unreasonable for students of our age.
Bu hafta aldığımız ödev miktarı, yaşımızdaki öğrenciler için mantıksız. -
It’s unreasonable to criticize someone for making a mistake when you’re not in their situation.
Birinin hata yaptığı için eleştirilmesi, senin onun durumunda olmadığın zaman mantıksızdır.