unexcited
“Unexcited” İngilizce bir kelime olup Türkçeye “heyecansız” veya “coşkusuz” şeklinde çevrilebilir. Bir kişinin, olaya, duruma, nesneye veya konuşma içeriğine karşı heyecan duymadığı veya duygudsuz kaldığı durumlar için kullanılır.
Örneğin: “She was unexcited about the trip.” (O, geziye karşı heyecansızdı.) İngilizce ‘un-’ ön eki bir şeyin olumsuz olduğunu, yani olmadığını belirtir ve ’excited’ kelimesi heyecanlı anlamına gelir. Bu yüzden ‘unexcited’ kelimesi, heyecan durumunun var olmamasını ifade eder.
Bir başka örnek: “I am unexcited about the new job offer.” (Yeni iş teklifi konusunda heyecanlı değilim.) Bu cümlede kişi, yeni iş teklifine karşı heyecansız veya coşkusuz olduğunu belirtmiştir. Yani, olaya veya duruma karşı duyulan ilgi, heyecan veya enerji eksikliğini ifade eder.
-
She looked unexcited about the party invitation.
- Parti davetiyesi hakkında heyecanlı görünmüyordu.
-
The movie was so predictable that I felt unexcited throughout.
- Film o kadar tahmin edilebilirdi ki, boyunca heyecan hissetmedim.
-
His unexcited demeanor made it hard to tell if he was happy or sad.
- Onun heyecansız tavrı, mutlu mu yoksa üzgün mü olduğunu anlamayı zorlaştırdı.
-
The unexcited crowd barely applauded after the performance.
- Heyecansız kalabalık, gösteriden sonra neredeyse hiç alkışlamadı.
-
I was unexcited to try the new restaurant, as I had heard mixed reviews.
- Yeni restorana gitmek için heyecanlı değildim, çünkü karışık değerlendirmeler duymuştum.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com