turbulent
“Turbulent” kelimesi Türkçede “karışık, kargaşalı, dalgalı, huzursuz, çalkantılı” gibi anlamlara gelir. Genellikle bir durumun ya da dönemin sürekli değişim gösterdiği, belirsiz ve istikrarsız olduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu kelime, hava durumu, politika, ekonomi gibi çeşitli bağlamlarda kullanılabilir. Şunları ifade edebilir:
-
“Turbulent weather” denildiğinde, hava durumunun oldukça değişken ve huzursuz olduğu ifade edilir. Yani hava durumunun kısa süreler içinde hızla mevsimlere göre değişime uğradığı, fırtına veya rüzgarlı bir dönemler olduğu anlaşılır.
-
“Turbulent economy” denildiğinde, ekonomi üzerinde tahmin edilemezlik ve belirsizlik olduğunu, bir dönemin ekonomik olarak istikrarsız bir dönem olduğunu ifade eder.
-
“Turbulent times” denildiğinde, belirsiz ve çalkantılı bir zaman dilimi olduğu anlaşılır. Bu genellikle politik veya toplumsal bir değişimi veya istikrarsızlığı belirtmek için kullanılır.
-
Su veya hava akışının “turbülans” denilen düzensiz ve kararsız hareketleri tanımlamak için da kullanılır. Bu durum genellikle uçaklar için bir sorun olabilir çünkü turbülans uçuş sırasında ani ve tahmin edilemeyen hareketlere neden olabilir.
-
The turbulent waters of the river made it dangerous to kayak.
Nehrin çalkantılı suları, kano yapmak için tehlikeli hale getirdi. -
Her turbulent emotions often led to impulsive decisions.
Onun çalkantılı duyguları sıklıkla ani kararlara yol açıyordu. -
The country’s turbulent history has shaped its current political landscape.
Ülkenin çalkantılı tarihi, mevcut siyasi manzarasını şekillendirmiştir. -
Despite the turbulent times, the community remained united.
Çalkantılı zamanlara rağmen, topluluk bir arada kaldı. -
The airplane experienced turbulent conditions during the flight.
Uçak, uçuş sırasında çalkantılı koşullarla karşılaştı.