tracking
“Tracking” İngilizce’de bir şeyin veya bir kişinin izini sürme, yerini belirleme veya ilerlemesini takip etme eylemi anlamına gelir. Aynı zamanda, bilgi toplama veya işleme sürecinden, bir gönderinin ya da kargonun kurye veya posta hizmeti tarafından alınmasından, taşınmasından ve alıcıya teslim edilmesine kadar olan ilerlemesini belirtmek için de kullanılabilir.
“Tracking” genellikle GPS teknolojisi ile ilişkilendirilir, çünkü bu teknoloji, bir nesnenin dünya genelindeki konumunu gerçek zamanlı olarak belirlemek için kullanılır. Ancak, tracking kelimesi aynı zamanda başka alanlarda da kullanılabilir, örneğin, pazarlama - bir reklam kampanyasının etkinliğini takip etmek/denetlemek için, projelerin ilerlemesini takip etme ve kontrol etme amaçlı olarak kullanılır.
“Tracking” Türkçe’de “takip etmek” anlamına gelir. Bu kelime genellikle takip etme, izleme, iz sürme gibi faaliyetlerle ilişkilendirilir. Ayrıca bilgisayar bilimlerinde ve lojistikte de kullanılan bir terimdir ve bir gönderinin durumunu görmek için yapılan sorgulamalar için kullanılır. Bir paketin dağıtım sürecini kontrol etmek gibi.
2:14
-
The delivery service provides tracking information so you can monitor your package’s journey.
- Kargo hizmeti, paketinizi takip etmenize yardımcı olmak için takip bilgileri sağlar.
-
She used a tracking app to see how far along her friend was during their trip.
- Arkadaşının seyahati sırasında ne kadar ilerlediğini görmek için bir takip uygulaması kullandı.
-
The website allows users to track their activity and set fitness goals.
- Web sitesi, kullanıcıların aktivitelerini takip etmelerine ve fitness hedefleri belirlemelerine olanak tanır.
-
He felt a sense of relief when he received the tracking number for his lost luggage.
- Kaybolan bagajı için takip numarasını aldığında bir rahatlama hissetti.
-
The company implemented a new tracking system to improve efficiency in their supply chain.
- Şirket, tedarik zincirindeki verimliliği artırmak için yeni bir takip sistemi uyguladı.