timidity
“Timidity” İngilizcede bir isim olup Türkçede “çekingenlik” veya “utangaçlık” anlamına gelmektedir. Bu kelime, belirli durumlar veya etkinliklerle ilgili korku veya endişe hissetme, genellikle sosyal etkileşimleri ve olayları içerir. Bir kişi, kendi yeteneklerine veya fikirlerine güvensizlik, başkalarının onu reddetme veya aşağılama korkusu, ya da yüz yüze veya topluluk önünde konuşma korkusu gibi nedenlerle çekingenlik hissedebilir. Timidity, genellikle bir kişinin karakteri veya kişiliği ile ilgili bir özellik olarak görülür.
Örnek cümle: “Her natural timidity made public speaking a real challenge.” Türkçesi: “Doğal çekingenliği, halka açık konuşmayı gerçek bir meydan okuma haline getirdi.”
-
Her timidity prevented her from speaking in front of the large audience.
Onun çekingenliği, büyük bir kalabalığın önünde konuşmasını engelledi. -
He overcame his timidity and finally asked her out on a date.
O, çekingenliğini aştı ve sonunda ona bir randevu teklif etti. -
The child’s timidity became apparent when he refused to join the other kids in play.
Çocuğun çekingenliği, diğer çocuklarla oyun oynamayı reddettiğinde belirgin hale geldi. -
Despite his timidity, he was a brilliant artist who just needed encouragement.
Çekingenliğine rağmen, o sadece destek bekleyen bir dahiydi. -
She admired the way he faced his timidity and took on new challenges.
Onun çekingenliğinin üstesinden nasıl geldiğini ve yeni zorluklarla başa çıktığını hayranlıkla izledi.