tarry
“Tarry” İngilizce bir fiildir ve genellikle iki ana anlama sahiptir.
-
Bir yerde oyalanıp daha uzun süre kalmak veya bir yerden ayrılmamak anlamına gelir. Bu durum genellikle birisini beklerken veya bir şeyin gerçekleşmesi umuduyla gerçekleşir. Türkçede bu kullanımı “oyalanmak” veya “gecikmek” olarak çevirebiliriz.
-
İkinci olarak, “tarry” genellikle eski veya şiirsel İngilizce’de, bir yerde biraz zaman geçireceğinizi ifade etmek için kullanılır. Bu durum, bir kişinin bir yerde biraz vakit geçireceğini, ancak sonunda ayrılacağını ima eder. Türkçede bu kullanımı “bir süre kalmak” olarak çevirebiliriz.
Ayrıca, ender de olsa, “tarry” isim formunda kullanılabilir ve katran veya katrana benzer bir şeyi tanımlar. Türkçede bu kullanımı “katran” olarak çevirebiliriz.
Örnek Cümle: They usually tarry for a couple of hours at the pub after work. (İşten sonra genellikle birkaç saat süresince pubda oyalanırlar)
-
The children love to tarry at the playground after school.
Çocuklar, okuldan sonra oyun alanında vakit geçirmeyi seviyor. -
We decided to tarry a little longer at the beach to watch the sunset.
Gün batımını izlemek için plajda biraz daha kalmaya karar verdik. -
Don’t tarry too long in the rain; you might catch a cold.
Yağmurda çok kalma; üşütebilirsin. -
She chose to tarry over her coffee, enjoying the peaceful atmosphere of the café.
Kahvesinde biraz daha kalmayı seçti, kafedeki huzurlu atmosferin tadını çıkararak. -
They tarried in the museum to admire the art exhibits.
Sanat sergilerini hayranlıkla incelemek için müzede biraz zaman geçirdiler.