suspense
“Suspense” İngilizce kökenli bir kelimedir ve Türkçeye “gerilim” veya “belirsizlik” olarak çevrilebilir. Genellikle bir hikaye veya filmde bir sonucu tahmin etme zorluğunu ifade eder. Bu durum, izleyici veya okuyucunun bir olayın sonucunu merak etmesini sağlar, genellikle ne olacağı konusunda heyecan veya endişe hissi yaratır.
Bu kelime ayrıca çeşitli durumlar veya durumlar için de kullanılabilir. Örneğin, bir kararın sonucunu beklerken hissedilen “belirsizlik” anlamına gelebilir. Bir kişi bu kararın ne olacağı konusunda belirsiz olabilir ve bu durum onda “gerilim” yaratır.
Ayrıca “bekleme” anlamına da gelebilir. Bir bekleyiş sürecinde olduğunuzda, sonucu öğrenmek için “beklemede” olduğunuz anlamına gelir.
Sonuç olarak, “suspense” terimi, genellikle bir olayın sonucu hakkında belirsizlik veya bekleme durumlarıyla, daha geniş anlamda ise belli bir sonucu beklerken hissedilen gerilim veya heyecan duygusuyla ilişkilendirilir.
-
The movie kept me in suspense until the very end.
Film beni en sona kadar gerilim içinde tuttu. -
She opened the box slowly, building the suspense for everyone watching.
Kutuyu yavaşça açtı ve izleyen herkes için gerilimi arttırdı. -
His heart raced with suspense as he awaited the results of the contest.
Yarışmanın sonuçlarını beklerken kalbi gerilimle çarpıyordu. -
The author masterfully created suspense throughout the novel.
Yazar, roman boyunca ustaca bir gerilim yarattı. -
The suspense in the detective story made it impossible to put the book down.
Dedektif hikayesindeki gerilim, kitabı bırakmayı imkânsız hale getirdi.