surplus
“Surplus” İngilizce bir terim olup, Türkçe’de “fazla”, “artık” veya “fazlalık” anlamına gelir. Genellikle bir şeyin gereğinden fazla olması, o gereksinim karşılandıktan sonra kalan miktarı ifade eder.
Ekonomi bağlamında, “surplus” kelimesi, gelirin giderlerden daha fazla olduğu durumlarda kullanılır. Yani, bir bütçede veya mali bilançoda, giderlerin tümünün karşılandığı ve hala bakiye kaldığı durumları ifade eder.
Ayrıca, “surplus” kelimesi, üretimin talepten daha yüksek olduğu durumları da ifade edebilir. Talebin üzerinde bir üretim miktarı vardır ve bu ürünlerin bir kısmı satılmamıştır.
“Surplus” kelimesi, sadece mali veya ekonomik bağlamlarla sınırlı olmayıp, herhangi bir durumda bir fazlalığı ifade etmek için kullanılabilir. Örneğin, “surplus food” ifadesi, fazla miktarda ve tüketilmeyecek kadar çok olan yiyeceği ifade eder.
-
The store had a surplus of winter coats after the season ended.
Mağaza sezon sona erdikten sonra fazla kış ceketine sahipti. -
Due to the surplus in production, prices for the goods dropped significantly.
Üretimdeki fazlalık nedeniyle, mal fiyatları önemli ölçüde düştü. -
The government decided to use the surplus funds for education programs.
Hükümet, fazla fonları eğitim programları için kullanmaya karar verdi. -
Farmers faced a surplus of crops this year, leading to lower market prices.
Çiftçiler bu yıl fazla mahsul ile karşılaştı ve bu da piyasa fiyatlarının düşmesine neden oldu. -
The company reported a surplus in their budget for the fiscal year.
Şirket, mali yıl için bütçesinde fazla olduğunu bildirdi.