strangle
Strangle, Türkçede “boğmak” anlamına gelir. Genellikle bir materyali (genellikle bir bağ, kordon veya eller) kullanarak birisinin nefesini kesme eylemini ifade eder. Genellikle ciddi fiziksel hasara veya ölüme yol açabilen şiddetli bir eylemdir.
Ancak, “strangle” kelimesi figüratif bir dilde de kullanılabilir. Birini veya bir şeyi kontrol etmek, sınırlamak veya bastırmak anlamında kullanılabilir. Örneğin, “High taxes are strangling small businesses” (Yüksek vergiler küçük işletmeleri boğuyor) cümlesi, vergilerin küçük işletmelerin başarılı olmasını engellediğini ifade eder.
“Strangle” aynı zamanda finansta bir tür opsiyon stratejisinin adıdır. Bu tür bir strateji, aynı anda hem bir satın alma opsiyonu hem de bir satma opsiyonu satın alarak spekülatif bir duruş sergilenir. Bu, piyasa fiyatının önemli ölçüde hareket etmesi beklenen, fakat hangi yönde hareket edeceği belirsiz olan durumlarda kullanılır.
-
He tried to strangle the idea that he would fail.
(Başarısız olacağı fikrini boğmaya çalıştı.) -
The vines began to strangle the old tree.
(Bağlar yaşlı ağacı boğmaya başladı.) -
She felt a sense of panic strangle her throat.
(Birtakım panik duyguları boğazını sıktı.) -
The tension in the room seemed to strangle conversation.
(Odadaki gerginlik, konuşmayı boğuyormuş gibi görünüyordu.) -
The movie depicted a villain attempting to strangle the hero.
(Film, kötü adamın kahramanı boğmaya çalışmasını tasvir ediyordu.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com