stimulating
“Stimulating” İngilizce bir kelime olup Türkçeye “uyarıcı”, “canlandırıcı”, “teşvik edici” gibi anlamlara gelmektedir. İtici güç sağlayan, harekete geçmeyi sağlayan veya zihinsel veya fiziksel aktiviteyi arttıran herhangi bir şey anlamına geldiğinde bu kelime kullanılır.
Örneğin, bir konuşmayı, tartışmayı veya fikir alışverişini canlandırıcı bulabilirsiniz çünkü bu sizi düşünmeye ve yeni fikirler üretmeye teşvik eder. Ya da kafein içeren bir içeceği uyarıcı olarak adlandırabilirsiniz çünkü bu, sinir sisteminizi harekete geçirerek enerji düzeylerinizi artırır. İlaçlar veya medikal tedaviler bazen vücut fonksiyonlarını uyarmak için de kullanılabilir. Bu durumda da “stimulating” kelimesi kullanılır.
-
The teacher used a stimulating approach to engage the students in the lesson.
(Öğretmen, öğrencileri derse katmak için uyarıcı bir yaklaşım kullandı.) -
Reading science fiction can be a stimulating way to expand your imagination.
(Bilim kurgu okumak, hayal gücünüzü genişletmenin uyarıcı bir yolu olabilir.) -
The conference featured several stimulating discussions on the future of technology.
(Konferans, teknolojinin geleceği üzerine birkaç uyarıcı tartışma içeriyordu.) -
Exercise is known to have stimulating effects on mental health.
(Egzersizin, mental sağlık üzerinde uyarıcı etkiler yarattığı bilinir.) -
The artwork in the gallery is both beautiful and stimulating to the mind.
(Galerdaki sanat eseri hem güzel hem de zihni uyarıcıdır.)