stationary
“Stationary” İngilizce’deki bir kelime olup Türkçe’de “sabit”, “hareketsiz” veya “değişmez” anlamına gelir. Kelimenin kökeni Latince’deki “stationarius” kelimesinden gelir.
Farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilir:
-
“Stationary” bir nesnenin sabit bir konumda olduğunu, hareket etmediğini ya da değişmediğini ifade eder. Örneğin, “The car was stationary.” cümlesi Türkçe’de “Araba duruyordu.” olarak çevrilebilir.
-
“Stationary” bir kavramın, durumun veya değerin sabit kaldığını, değişmediğini gösterir. Örneğin, “The economy has been stationary for several months.” cümlesi Türkçe’de “Ekonomi birkaç aydır değişmedi.” veya “Ekonomi birkaç aydır sabit kaldı.” olarak çevrilebilir.
-
“Stationary” matematikte bir dizi veya işlevin sabit kaldığını, değişmediğini gösterir.
Son olarak “stationary” kelimesi ile karışıklığa sebep olabilecek “stationery” kelimesi vardır. “Stationery” ofiste kullanılan kırtasiye malzemelerini (kalem, kağıt, zarf vb.) ifade eder. Biraz benzer telaffuzlarına rağmen bu iki kelime farklı anlamlar taşırlar ve birbiri yerine kullanılamazlar.
-
The train remained stationary at the platform for ten minutes.
(Tren, ondan sonra on dakika boyunca platformda sabit kaldı.) -
She wrote her notes in a stationary notebook.
(Notlarını sabit bir deftere yazdı.) -
The stationary bike is a great exercise option for indoors.
(Sabit bisiklet, kapalı alanda harika bir egzersiz seçeneğidir.) -
The object appeared stationary in the sky, making it hard to identify.
(Nesne gökyüzünde sabit görünüyordu, bu da onu tanımayı zorlaştırıyordu.) -
He decided to stay stationary while others moved around him.
(Başkaları etrafında hareket ederken o sabit kalmaya karar verdi.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com