standstill
Standstill, İngilizce bir kelimedir ve Türkçeye ‘durma’ veya ‘durdurma’ olarak çevrilebilir. Bu kelime genellikle, bir aktivitenin ya da işlemin kesilmesi, durması veya aksamaya uğraması durumlarında kullanılır. Özellikle taşımacılık ve üretim alanlarında, trafikte veya büyük makinalarda yaşanan aksamalar ve durma durumları için ‘standstill’ ifadesi kullanılır.
Örneğin, trafik tamamen durmuş durumda olabilir, bu durumda trafikte bir ‘standstill’ (durdurma) olduğunu söyleyebiliriz. Ya da bir fabrika, makineler arızalandığı için üretim yapamıyor olabilir, bu durumda da fabrikada bir ‘standstill’ (durma) olduğundan bahsedebiliriz.
Genel anlamıyla, bir ilerlemenin, hareketin veya aktivitenin istenilen seviyede olmaması durumlarında ‘standstill’ kelimesi tercih edilir. Standstill, bir eylemin ya da sürecin tamamen durduğunu, hiçbir hareketin olmadığını ifade eder.
-
The negotiations reached a standstill after both parties refused to compromise.
(Taraflar uzlaşmayı reddettikten sonra müzakereler durma noktasına geldi.) -
Traffic came to a standstill due to the accident on the highway.
(Otoyoldaki kaza nedeniyle trafik durma noktasına geldi.) -
The project is currently at a standstill while we wait for additional funding.
(Proje şu anda ek finansman beklediğimiz için durma noktasında.) -
Their relationship hit a standstill when they stopped communicating.
(İlişkileri, iletişim kurmadıkları zaman durma noktasına geldi.) -
The team’s progress was at a standstill until they resolved their internal conflicts.
(Ekibin ilerlemesi, iç çatışmalarını çözene kadar durma noktasındaydı.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com