stagnant
“Stagnant” İngilizce bir kelimedir ve Türkçeye “durgun” veya “hareketsiz” şeklinde çevrilebilir. Daha spesifik olarak birkaç farklı anlama gelir.
-
Durgun su: Su, bir akarsu, göl veya okyanus gibi doğal kaynaklarda belirli bir süre için hareket etmeyebilir. Bu durumda, su ‘stagnant’ yani ‘durgun’ durumundadır. Bu tür su genellikle sağlıklı olmayabilir çünkü hareket etmiyor ve tazelenmiyor, bu yüzden bakteri ve böcekler için bir alan olabilir.
-
Ekonomi veya gelişme: ‘Stagnant’ kelimesi genellikle bir şeyin büyümediğini, gelişmediğini veya hareket etmediğini belirtmek için de kullanılır. ‘Stagnant’ ekonomi, genellikle bir süre boyunca büyüme göstermeyen ekonomiyi ifade eder. Bir kişinin kariyeri de ‘stagnant’ olabilir, yani ilerleme veya hareket olmaması anlamına gelir.
-
Hava: ‘Stagnant’ hava, hareket etmeyen ve tazelenmeyen havayı ifade eder. Bu genellikle sıcak, nemli hava koşulları altında meydana gelir ve hava kalitesini düşürebilir.
-
The economy has remained stagnant for several years.
Ekonomi birkaç yıldır durağan kaldı. -
Without new innovations, the industry will become stagnant.
Yeni yenilikler olmadan, sektör durağan hale gelecektir. -
Stagnant water can become a breeding ground for mosquitoes.
Durağan su, sivrisinekler için üreme alanı haline gelebilir. -
Her career felt stagnant after she stopped pursuing new opportunities.
Yeni fırsatları takip etmeyi bıraktıktan sonra kariyeri durağan hissetti. -
The painted surface looked stagnant and lacked vibrancy.
Boyanmış yüzey durağan görünüyordu ve canlılıktan yoksundu.