squandering
“Squandering” İngilizcedeki “squander” kelimesinin şimdiki zaman hâlinden türetilmiştir. Türkçeye “savurmak, israf etmek” olarak çevrilebilir.
Bu kelime, genellikle parayla veya zamanla ilgili durumlarda kullanılır. Örneğin, kişinin parasını gereksiz ve düşüncesizce harcamasını veya zamanını boşa kullanmasını ifade eder. Çoğu durumda, “squandering” kullanılan şeyin değerini anlamadan fazlasıyla ve gereksiz yere kullanma durumunu belirtir.
Örneğin, “He squandered all his money on gambling” cümlesinde (“Tüm parasını kumarda savurdu”) bu kelime, kişinin parasını düşüncesizce ve gereksiz yere bir şeylere harcadığı durumu ifade eder.
Ayrıca zaman bağlamında “You’re squandering your time watching TV all day” (“Tüm gün televizyon izleyerek zamanını boşa harcıyorsun”) cümlesinde, zamanın boşa harcandığı ve değerinin bilinmediği anlamına gelir.
-
He is squandering his talent by not pursuing his dreams.
- Hayallerini takip etmemekle yeteneğini israf ediyor.
-
They wasted no time in squandering their inheritance on frivolous purchases.
- Miraslarını gereksiz harcamalarla israf etmekte zaman kaybetmediler.
-
Squandering resources during a crisis can lead to severe consequences.
- Bir kriz sırasında kaynakları israf etmek ciddi sonuçlara yol açabilir.
-
She realized she had been squandering her time instead of focusing on her studies.
- Öğrenimlerine odaklanmak yerine zamanını israf ettiğini fark etti.
-
The manager warned the team about squandering the budget on unnecessary expenses.
- Müdür, ekibe bütçeyi gereksiz harcamalarla israf etmemeleri konusunda uyarıda bulundu.
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com