split up
“Split up” İngilizcede bir eylem ifadesidir ve Tükçeye “ayrılmak”, “bölünmek”, “parçalara ayrılmak” veya “sona erdirmek” olarak çevrilebilir. Bu ifade genellikle iki veya daha fazla kişi veya nesnenin birbirinden ayrıldığını, bir grubun veya çiftin artık birlikte olmadığını ifade eder. Aşağıdaki içeriğe uygulandığında farklı anlamlar taşıyabilir:
-
İlişkiyi bitirmek - İki kişi romantik bir ilişkiyi sonlandırdığında, onlar “split up” yapmış olabilirler. Örneğin, “They decided to split up after five years of dating” (Beş yıl flört ettikten sonra ayrılmaya karar verdiler) cümlesi bu durumu anlatır.
-
Bir gruptan ayrılmak - Bir grup insan bir arada olduğunda ve daha sonra farklı yönlerde hareket etme kararı aldığında, onlar “split up” yapmış olabilirler. Örneğin, “The group split up to explore different parts of the city” (Grup, şehrin farklı bölgelerini keşfetmek için ayrıldı) ifadesi bu durumu anlatır.
-
Fiziksel bir nesneyi parçalamak - Bir nesneyi parçalara ayırmak veya bölmek de “split up” olarak ifade edilebilir. Örneğin, “I had to split up the logs for the fire” (Ateş için odunları bölmem gerekti) ifadesi bu durumu anlatır.
Bu nedenle, “split up"ın tam anlamı kullanıldığı bağlama bağlıdır.
-
She decided to split up the tasks among the team members.
(Görevleri ekip üyeleri arasında bölmeye karar verdi.) -
After a long discussion, they agreed to split up as friends.
(Uzun bir tartışmanın ardından, arkadaş olarak ayrılmaya karar verdiler.) -
The company plans to split up its divisions to improve efficiency.
(Şirket, verimliliği artırmak için bölümlerini ayırmayı planlıyor.) -
It’s better to split up the study material into smaller sections.
(Çalışma materyalini daha küçük bölümlere ayırmak daha iyidir.) -
They decided to split up for a while to think about their relationship.
(İlişkilerini düşünmek için bir süreliğine ayrılmaya karar verdiler.)