speaker
“Speaker” İngilizce kökenli bir kelime olup, Türkçede “hoparlör” veya “konuşmacı” anlamına gelir.
-
Konuşmacı anlamı: Genellikle bir toplantı, konferans ya da başka bir etkinlikte konuşma yapan kişi demektir. Bu kişi genellikle bilgi, düşünceler ya da fikirlerini aktarmak için dinleyicilere hitap eder. Örneğin; “The speaker at the conference was very knowledgeable.” (Konferanstaki konuşmacı çok bilgiliydi.)
-
Hoparlör anlamı: Ses dalgalarını elektrik enerjisinden mekanik enerjiye dönüştüren ve genellikle müzik sistemlerinde, televizyonlarda, cep telefonlarında, bilgisayarlarda ve çeşitli elektronik cihazlarda bulunan bir cihazdır.Örneğin; “Turn up the volume on the speaker.” (Hoparlördeki sesi aç.)
Ayrıca “speaker” İngiliz parlamentosunda meclis başkanının unvanıdır ve ‘Meclis Başkanı’ olarak çevrilir. Örneğin; “The Speaker of the House of Commons is an important political figure.” (Avam Kamarası’nın Meclis Başkanı önemli bir politik figürdür.)
-
The speaker at the conference shared valuable insights on climate change.
- Konferanstaki konuşmacı, iklim değişikliği hakkında değerli bilgileri paylaştı.
-
She was the main speaker at the event, captivating the audience with her stories.
- O, etkinlikteki ana konuşmacıydı ve hikayeleriyle dinleyicileri büyüledi.
-
The speaker’s voice was clear and confident, making it easy to follow the presentation.
- Konuşmacının sesi net ve kendinden emindi, bu da sunumu takip etmeyi kolaylaştırıyordu.
-
Many students aspire to become public speakers to share their ideas and opinions.
- Birçok öğrenci, fikirlerini ve görüşlerini paylaşmak için halkla konuşmacı olmayı hedefliyor.
-
He used a microphone to ensure that every word from the speaker was heard by the audience.
- Konuşmacının her kelimesinin dinleyiciler tarafından duyulmasını sağlamak için bir mikrofon kullandı.