sparing
“Sparing” İngilizce bir sıfat olup Türkçeye “tutumlu”, “cimri” veya “kıt kanaat geçinen” olarak çevrilebilir. Bu terim genellikle bir kişinin para veya başka bir kaynağı fazla kullanmaktan kaçındığını belirten bir durumu tarif eder. Örneğin: “He’s always been sparing with his money” cümlesi Türkçede “O, her zaman parası konusunda tutumlu olmuştur” şeklinde çevrilebilir.
Bununla birlikte, “sparing” aynı zamanda bir fiil olarak da kullanılabilir ve bu durumda “tasarruf etmek” anlamına gelir.
Başka bir kullanım şekli ise zarar vermeme, azaltma veya kaçınma anlamlarında kullanılır. Örneğin, “sparing someone’s feelings” cümlesi Türkçede “birinin duygularını incitmeme” anlamına gelir.
2:14
Sonuç olarak, “sparing” kelimesinin Türkçede tam anlamı, kullanıldığı cümlenin bağlamına ve davranışları belirttiği kişinin durumuna bağlı olacaktır.
-
She always takes a sparing approach to her finances.
(O, her zaman mali konularda dikkatli bir yaklaşım benimser.) -
The sparing use of resources is essential for sustainability.
(Kaynakların dikkatli bir şekilde kullanımı sürdürülebilirlik için gereklidir.) -
He spoke in a sparing manner, choosing his words carefully.
(O, kelimelerini dikkatlice seçerek az konuştu.) -
The sparing decorations in the room created a minimalist aesthetic.
(Odadaki sade dekorasyonlar, minimalist bir estetik yarattı.) -
We should adopt a sparing diet to improve our health.
(Sağlığımızı iyileştirmek için dikkatli bir beslenme tarzı benimsemeliyiz.)