soloist
Soloist, genellikle bir orkestra veya diğer müzikal grupla birlikte performans sergileyen, ancak odak noktası olan ve genellikle en önemli veya en karmaşık kısımları oynayan tek bir müzisyeni ifade eder.
Örneğin, bir klasik müzik orkestrasında, piyano konçertosunda piyanist, veya bir opera performansında başroldeki şarkıcı, bir soloist olur.
Kendi başına, örneğin konserlerde, televizyon programlarında veya stüdyo kayıtlarında performans gösteren tek bir sanatçı da bir soloist olabilir.
2:14
Kelime kökeni olarak İngilizce’de “soloist” kelimesi “solo” kökünden türetilmiştir. “Solo” İtalyanca bir kelime olup “yalnız” anlamına gelir. “-ist” eki, o işi yapan kişiyi ifade eder. Bu durumda, solo performans sergileyen kişi anlamında “soloist”.
-
The soloist delivered a breathtaking performance that captivated the audience.
(Soloist, izleyiciyi etkileyen nefes kesici bir performans sergiledi.) -
She has always wanted to become a soloist in a famous orchestra.
(Her zaman ünlü bir orkestrada soloist olmayı istemiştir.) -
The competition was tough, but he emerged as the top soloist.
(Yarışma zordu, ama o en iyi soloist olarak öne çıktı.) -
The soloist’s voice filled the concert hall with beauty and emotion.
(Soloistin sesi konser salonunu güzellik ve duyguyla doldurdu.) -
After years of hard work, she finally achieved her dream of becoming a soloist.
(Yıllarca süren sıkı çalışmanın ardından, sonunda soloist olma hayalini gerçekleştirdi.)