solitary
“Solitary” İngilizce bir sıfat olup, Türkçeye “yalnız”, “tek başına” veya “ıssız” olarak çevrilebilir. İngilizce’deki “solitary” kelimesi genellikle bir kişi, yer veya şeyin diğerlerinden ayrı veya diğerlerinden farklı olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Örneğin, bir kişi için kullanıldığında, o kişinin kendi başına olduğunu, yani herhangi bir şirket veya arkadaş olmadan olduğunu belirtir. “He lives a solitary life” (‘O, yalnız bir hayat sürüyor’) bir örnektir.
Bir yer için “solitary” kullanıldığında, genellikle çok az veya hiçbir insanın bulunmadığı, ıssız bir yeri anlatır. Örneğin, “It’s a solitary island” (‘Bu bir ıssız ada’).
Bir nesne için kullanıldığında, genellikle diğer hiçbir şeyin olmadığı, sadece o nesnenin bulunduğu bir şeyi belirtir. “A solitary tree in the desert” (‘Çölde tek başına bir ağaç’).
Ayrıca “solitary” kelimesi, kişinin kendine ait bir zaman geçirme ihtiyacını veya bu tür zamanları tercih etme eğilimini ifade etmek için de kullanılabilir. Bu durumda, genellikle “kendi başına” veya “kendi kendine” anlamına gelir ve bu kişinin sosyal etkileşimlerden kaçınmayı tercih ettiğini belirtir.
-
She preferred a solitary life, away from the chaos of the city.
(Şehirdeki karmaşadan uzak, yalnız bir yaşamı tercih etti.) -
The solitary tree on the hill looked beautiful against the sunset.
(Tepeye yerleşmiş yalnız ağaç, gün batımının önünde güzel görünüyordu.) -
He enjoyed solitary walks in the forest to clear his mind.
(Zihnini boşaltmak için ormanda yalnız yürüyüşler yapmayı seviyordu.) -
The artist often worked in solitary environments to find inspiration.
(Sanatçı sıkça ilham bulmak için yalnız ortamlarda çalışıyordu.) -
After the argument, she felt a solitary sense of regret.
(Tartışmadan sonra yalnız bir pişmanlık hissetti.)