so
“So” kelimesi İngilizce’de bir bağlaç, zarf veya dil bilgisinde dolaylı anlatım belirtisi olarak genellikle konuşma dilinde kullanılır. Türkçeye çevirildiğinde çeşitli durumlara bağlı olarak farklı anlamlar çıkarailir:
-
Bağlaç olarak “so” genellikle “bu yüzden”, “böylece”, “dolayısıyla” ya da “o halde” anlamına gelir. Bir durum ya da sonucu belirtmek için kullanılır. Örneğin: “He was hungry, so he ate the apple.” - “Açtı, bu yüzden elmayı yedi.”
-
Zarf olarak “so” kelimesi genellikle “çok”, “bu kadar” ya da “böyle” anlamına gelir. Örneğin: “I didn’t know you were so tall.” - “Bu kadar uzun olduğunu bilmiyordum.”
-
Ayrıca, bir durumu doğrulamak için de kullanılır. Örneğin, birine “So, you are moving to Istanbul.” - “Yani, İstanbul’a taşınıyorsun.” şeklinde kullanılabilir.
-
Ayrıca, Günlük konuşma dilinde bir mola vermek veya belirli bir konuya geçmek için “so” kelimesi sıklıkla kullanılır. Bu durumda Türkçede anlamı genellikle karşılık bulmaz. Örneğin: “So, where were we?” - “Evet, nerede kalmıştık?”
-
Bir teklif veya öneriye başlarken de “so” kelimesi kullanılabilir, bu durumda “o zaman” anlamına gelebilir. Örneğin, “So, let’s go to the movies.” - “O zaman, sinemaya gidelim.”
Bu gibi anlamlar bağlama bağlı olarak değişebilir ve bazen dil bilgisi yapılarının içerisinde bulunabilir.
-
She said she would help me, so I felt relieved.
(Bana yardım edeceğini söyledi, bu yüzden rahatladım.) -
It was raining, so we decided to stay indoors.
(Yağmur yağıyordu, bu yüzden içeride kalmaya karar verdik.) -
He studied hard for the exam, so he passed with flying colors.
(Sınav için çok çalıştı, bu yüzden başarılı oldu.) -
She loves to travel, so she saves money for trips.
(Seyahat etmeyi seviyor, bu yüzden geziler için para biriktiriyor.) -
The movie was really interesting, so we recommended it to our friends.
(Film gerçekten ilginçti, bu yüzden onu arkadaşlarımıza tavsiye ettik.)