setting
“Setting” İngilizce bir terim olup, Türkçeye “Ayar, düzenlemeler, set, konum, ortam, yer” gibi anlamlarına karşılık gelebilir. Hangi durumda kullanıldığına bağlı olarak farklı şekillerde çevrilebilir.
-
Ayar, düzenlemeler: Özellikle teknolojik aletlerde veya uygulamalarında kullanılan seçenekler, ayarlar anlamında kullanılır. Örneğin bir cep telefonunda sessiz mod, titreşim modu, rahatsız etme modu gibi seçeneklerin bulunduğu menüye İngilizce’de “settings” denir.
-
Set: Çoğunlukla tiyatro veya sinema terminolojisinde kullanılır ve bir sahnenin düzeni veya arka planı anlamına gelir.
-
Konum, yer: Bir olayın veya hikayenin geçtiği yer veya arka plan anlamına gelebilir.
-
Ortam: Yazılı eserlerde hikayenin nerede ve ne zaman geçtiğini tanımlar. Örneğin bir romanın İstanbul’da veya Orta Çağ’da geçmesi bu tür bir “setting"e örnek olabilir.
Bu kelimelerin doğru çevirisi bağlama, nesneye ve duruma bağlı olacaktır. “Setting” İngilizce bir kelime olduğu için, Türkçe tam bir karşılığı yoktur ve bu yüzden çevirisi bağlama bağlıdır.
-
The setting of the novel takes place in a small village.
(Romanın geçtiği yer küçük bir köy.) -
We need to adjust the settings on the camera for better quality.
(Daha iyi bir kalite için kameranın ayarlarını yapmamız gerekiyor.) -
The movie’s setting was a futuristic city filled with technology.
(Filmin mekanının ayarı, teknolojiyle dolu bir gelecekteki şehirdi.) -
She prefers a calm setting when she studies.
(O, çalışırken sakin bir ortamı tercih eder.) -
The beautiful setting of the park makes it a popular picnic spot.
(Parkın güzel manzarası, burayı popüler bir piknik yeri yapıyor.)