scrutiny
Scrutiny kelimesi, Türkçede “detaylı inceleme” veya “eleştirel gözden geçirme” anlamına gelir. Genellikle bir konunun, bir sorunun veya bir durumun ayrıntılı ve dikkatli bir şekilde incelenmesi durumlarını ifade eder. Örneğin, bir belgenin, bir proje planının veya bir yasal durumun ayrıntılı muayenesi ve değerlendirmesi. Bir şeyin çok dikkatli bir şekilde ve ayrıntılı olarak incelenmesi süreci “in under scrutiny” ifadesi kullanılır. Bu ifade, ayrıca belirli bir şeyin veya durumun halkın veya yetkililerin dikkatlice gözlemi altında olduğu durumları da belirtebilir. Bir şeyin veya bir durumun “in under scrutiny” olması, potansiyel hataların, hataların veya sorunların bulunup düzeltilmesi için dikkatlice incelendiği anlamına gelir.
-
The proposal was subject to intense scrutiny before being approved.
(Öneri onaylanmadan önce yoğun bir incelemeye tabi tutuldu.) -
Her reports were often under scrutiny, as she held a high-ranking position.
(Raporları sıkça inceleme altındaydı çünkü yüksek rütbeli bir pozisyonda çalışıyordu.) -
The scientist conducted her research with great scrutiny to ensure the accuracy of the results.
(Bilim insanı, sonuçların doğruluğunu sağlamak için araştırmasını büyük bir dikkatle gerçekleştirdi.) -
The committee’s scrutiny of the financial statements revealed several discrepancies.
(Komitenin mali tablolar üzerindeki incelemesi birkaç tutarsızlığı ortaya çıkardı.) -
Public scrutiny can significantly impact a politician’s career.
(Kamu incelemesi, bir politikacının kariyerini önemli ölçüde etkileyebilir.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com