scrumptious
“Scrumptious” İngilizce bir sıfattır ve genellikle bir yemeğin çok lezzetli ve çekici olduğunu belirtmek için kullanılır. Türkçeye “aşırı lezzetli”, “muhteşem” veya “harika” gibi ifadelerle çevrilebilir. Genellikle pozitif bir nitelendirme olarak kullanılır ve olağanüstü bir lezzeti ifade eder. Bir kişi, özellikle yemekler olmak üzere bir şeyin keyfini çıkarırsa veya bir şeyin tadını beğenirse, bu terimi kullanabilir. Örneğin, “Bu pasta gerçekten scrumptious” dediğinizde, pastanın aşırı lezzetli ve tatmin edici olduğunu ifade edersiniz. Bir diğer örnekte “Anneannemin yaptığı kekler her zaman scrumptious olur” cümlesiyle, anneannenin keklerinin her zaman muhteşem ve aşırı lezzetli olduğunu ifade ediliyor.
-
The chocolate cake was absolutely scrumptious, and everyone wanted a second slice.
Çikolata keki kesinlikle lezzetliydi ve herkes ikinci bir dilim istedi. -
She prepared a scrumptious dinner that impressed all her guests.
O, bütün misafirlerini etkileyen lezzetli bir akşam yemeği hazırladı. -
The restaurant is known for its scrumptious seafood dishes.
Restoran, lezzetli deniz ürünleri yemekleriyle tanınmaktadır. -
We enjoyed a scrumptious picnic by the lake, filled with delicious sandwiches and fresh fruit.
Göl kenarında, lezzetli sandviçler ve taze meyvelerle dolu harika bir piknik yaptık. -
His grandma’s cookies are always scrumptious, especially when they are still warm.
Onun ninesinin kurabiyeleri her zaman lezzetlidir, özellikle de hala sıcakken.