saver
“saver” İngilizcede bir isim olarak kullanılmaktadır ve Türkçeye genellikle “tasarruf eden kişi” ya da “biriktiren kişi” olarak çevrilebilir. Birisi para ya da kaynaklarını bilinçli bir şekilde kullanıyor ve gerektiğinden daha fazlasını harcamıyorsa, bir “saver” denilebilir. Bu kelime genellikle finansal bağlamlarda kullanılır. Öte yandan, ‘saver’ aynı zamanda konusu olabilecek bir durumu daha iyi yapmak ya da daha az rahatsız edici hale getirebilecek bir şeyi ifade ederken de kullanılan bir terimdir. Bu durumda, Türkçeye “kurtarıcı” veya “hayat kurtarıcı” gibi anlamlarla çevrilebilir. Ayrıca bir nesnenin durumunu koruyan ya da onu koruma altına alan anlamında da kullanılabilir, bu durumda “koruyucu” veya “güvence” olarak çevrilebilir.
-
I always keep a little money in my wallet as a saver for emergencies.
(Her zaman cüzdanımda acil durumlar için az bir para saklarım.) -
Using a pressure cooker is a great time saver when preparing meals.
(Dünya yemekleri hazırlarken kullanmak büyük bir zaman tasarrufu sağlar.) -
She is a tireless saver, putting aside money every month for her vacation.
(O, her ay tatili için para biriktiren yorulmaz bir tasarrufçudur.) -
He installed a new app on his phone that helps him be a better saver.
(Telefonuna daha iyi bir tasarrufçu olmasına yardımcı olan yeni bir uygulama yükledi.) -
They consider themselves savers because they have been investing wisely for years.
(Kendilerini tasarruf sahibi olarak görüyorlar çünkü yıllardır akıllıca yatırım yapıyorlar.)