satisfying
“Satisfying” kelimesi İngilizcede rahatlatıcı, tatmin edici, doyurucu anlamlarına gelir ve yapılan bir işin, sunulan bir hizmetin veya yenilen bir yemeğin beklentileri karşıladığını, tatmin ettiğini belirtmek için kullanılır.
Örneğin, bir kitabı okurken ‘satisfying’ bir son beklemek, kitabın sonunun tatmin edici olması, hikayenin iyi sonlanması ve okuyan kişinin beklentilerini karşılaması anlamına gelir.
Yemek söz konusu olduğunda, ‘satisfying’ bir yemek, yemekten sonra kişiyi tok hissettiren, iştahını tamamen kesen ve yemek yeme isteğini gideren bir yemeği tanımlamak için kullanılabilir.
“Bir işin tatmin edici olması” dikte ise, bu işin kaliteli bir şekilde tamamlanması ve beklenen sonucu vermesi anlamına gelir.
-
The cake was so satisfying that I couldn’t resist having a second piece.
Kek o kadar tatmin ediciydi ki ikinci bir dilim yemeye karşı koyamadım. -
After a long day at work, a hot shower is the most satisfying way to relax.
Uzun bir iş gününden sonra, sıcak bir duş almak en tatmin edici dinlenme yoludur. -
Completing the puzzle was a satisfying experience that took hours.
Bulmacayı tamamlamak, saatler süren tatmin edici bir deneyimdi. -
The feedback from my boss was very satisfying and boosted my confidence.
Patronumdan aldığım geri bildirim çok tatmin ediciydi ve özgüvenimi artırdı. -
Watching the final seconds of the game tick down was a satisfying moment for the fans.
Oyunun son saniyelerinin geriye saydığını izlemek, taraftarlar için tatmin edici bir an oldu.