satisfactory
“Satisfactory” İngilizce’deki bir sıfat olup, Türkçeye “tatmin edici” veya “yeterli” olarak çevrilebilir. Genel anlamda, bir şeyin özellikleri, standardı veya sonuçları beklenen seviyenin karşılandığını belirtmek için kullanılır.
Örneğin, bir çalışanın performansından bahsederken, “satisfactory” kelimesi, bir ölçüm çubuğu veya beklenen performans seviyesi karşılanırsa bu çalışanın performansının tatmin edici ya da yeterli olduğunu belirtir.
“Satisfactory” aynı zamanda, bir durum veya sonuç için belirli bir kıstası veya beklentiyi karşıladığını belirtmek için kullanılır. Yani, bir durum veya sonucun kabul edilebilir seviyede olduğunu ifade eder. Bu kabul edilebilirlik seviyesi genellikle bir standarta, hedefe veya beklentiye dayanır.
Bu yüzden, kelime genellikle bir savunma veya suçlama durumunda kullanılmaz, sadece bir durumun ya da sonucun genel olarak kabul edilebilir veya tatmin edici olduğunu belirtir. Bu kelimenin kullanıldığı yerler genellikle iş yerleri, okullar veya herhangi bir yerde profesyonel bir değerlendirme gerektiren durumlar olabilir.
-
The results of the experiment were satisfactory and confirmed our hypothesis.
Deneyin sonuçları tatmin ediciydi ve hipotezimizi doğruladı. -
She received a satisfactory grade on her final exam, which made her very happy.
Final sınavında tatmin edici bir not aldı, bu da onu çok mutlu etti. -
The service at the restaurant was satisfactory, but it could be improved.
Restorandaki hizmet tatmin ediciydi, ancak geliştirilebilir. -
His performance in the project was satisfactory, meeting all the required standards.
Projedeki performansı tatmin ediciydi ve tüm gerekli standartları karşıladı. -
We need to find a satisfactory solution to the problem before the deadline.
Soruna son tarihinden önce tatmin edici bir çözüm bulmamız gerekiyor.