restrain ne demek
“Restrain” İngilizce’de bir fiil olarak kullanılır. Türkçe karşılığı, genellikle “engellemek”, “sınırlamak” veya “kısıtlamak"tır. Ayrıca fiziksel bir kısıtlama anlamına da gelebilir, bu durumda Türkçe’de “hapsedilmek”, “tutuklamak” ya da “bağlamak” gibi anlamlara gelebilir.
-
“Restrain” kelimesi, bir şeyin ya da birinin hareketini ya da eylemini kontrol altına almak veya sınırlamak anlamına gelir. Örneğin, “The police had to restrain the man from causing more damage” cümlesi Türkçe’de “Polis, adamın daha fazla hasar vermesini engellemek zorunda kaldı” şeklinde çevrilebilir.
-
“Restrain” kelimesi aynı zamanda birini hapse atmak anlamında da kullanılabilir. Örneğin: “He was restrained in a holding cell” Türkçe’ye “O, bir tutukev hücresinde tutuldu” şeklinde çevrilebilir.
-
Bazı durumlarda “Restrain” kelimesi, duygusal veya düşünsel bir kontrolü ifade eder. Örneğin, “She had to restrain her anger” cümlesi Türkçe’ye “Öfkesini kontrol etmek zorunda kaldı” şeklinde çevrilebilir.
Sonuç olarak, “restrain” kelimesi Türkçe’de genellikle bir eylemi veya durumu sınırlandırma, kontrol altına alma veya engelleme anlamına gelir.
-
She had to restrain herself from eating the last piece of cake.
(Son parçayı yemekten kendini tutmak zorunda kaldı.) -
The police had to restrain the suspect during the arrest.
(Polis, tutuklama sırasında şüpheliyi etkisiz hale getirmek zorunda kaldı.) -
He struggled to restrain his anger when he heard the news.
(Haberleri duyduğunda öfkesini kontrol etmekte zorlandı.) -
It’s important to restrain your spending if you want to save money.
(Para biriktirmek istiyorsanız harcamalarınızı kontrol etmek önemlidir.) -
They used a rope to restrain the dog in the yard.
(Avludaki köpeği bağlamak için bir ip kullandılar.)
Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com