remains ne demek
“Remains” İngilizce’de genellikle iki ana anlamı olan bir kelime.
Birincisi, genellikle bir olaydan, süreçten veya aktiviteden geriye kalan şeyleri ifade eder. Bu, somut bir şey olabilir (örneğin, yenen akşam yemeğinden arta kalanları ifade ederken “remains of the dinner” ifadesini kullanabiliriz) ya da daha soyut bir kavram olabilir (örneğin, bir düşüncenin, bir inancın veya hatta bir zaman döneminin kalıntılarını ifade ederken “remains of a belief” ifadesini kullanabiliriz). Bu anlamdaki Türkçe karşılığı genellikle “artık, kalıntı, geriye kalan” şeklindedir.
İkincisi, “kalıntılar” veya “kalıntı” anlamına gelir ve genellikle geçmişe ait somut fiziksel nesnelerden, özellikle arkeolojik buluntulardan veya tarihi kalıntılardan bahsederken kullanılır. Örneğin, “archaeological remains” ifadesi “arkeolojik kalıntılar” anlamına gelir.
Bu kelimenin bir başka kullanımı da insan veya hayvan vücudu ile ilgili olabilir ve bir bireyin ölümünden sonra geriye kalan bedenini veya parçalarını ifade edebilir. Bu durumda “remains” kelimesi genellikle “ölü” anlamına gelir ve “human remains” ifadesi “insan kalıntıları” veya daha somut olarak “ceset” anlamına gelebilir.
-
The remains of the ancient castle were discovered during the excavation.
(Antik kalıntıların kalıntıları kazı sırasında keşfedildi.) -
Scientists studied the remains of the dinosaur to learn more about its habitat.
(Bilim insanları, dinozorun kalıntılarını inceleyerek onun yaşam alanı hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştılar.) -
After the fire, only the remains of the building were left standing.
(Yangından sonra, geriye sadece binanın kalıntıları ayakta kaldı.) -
The archaeologists carefully uncovered the remains of a prehistoric village.
(Arkeologlar, tarih öncesi bir köyün kalıntılarını dikkatlice ortaya çıkardılar.) -
She kept the remains of her grandmother’s jewelry as a treasured memory.
(Büyükannesinin mücevherlerinin kalıntılarını değerli bir hatıra olarak sakladı.)