raised ne demek
“Raised” kelimesi İngilizce’de birçok anlam taşır ayrıca bir fiil ve bir sıfat olarak kullanılabilir.
- Bir şeyin veya birinin yüksekliğini artırmak ve yükseltmek anlamında “yükseltmek”.
Örnek: The teacher raised her hand to get the student’s attention. (Öğretmen öğrencinin dikkatini çekmek için elini kaldırdı.)
- Orada olmayan bir şeyi oluşturmak veya bir şeyi başlatmak anlamında “yaratmak, oluşturmak”.
Örnek: They raised a beautiful garden from nothing. (Hiçbir şeyden güzel bir bahçe oluşturdular.)
- Çocuk yetiştirmek veya bir hayvanı büyütmek anlamında “yetiştirmek”.
Örnek: She raised three children by herself. (Kendi başına üç çocuk yetiştirdi.)
- Bir konuyu ortaya atmak, dile getirmek anlamında “gündeme getirmek”.
Örnek: He raised an important issue during the meeting. (Toplantı sırasında önemli bir konuyu gündeme getirdi.)
- Fiyatları veya maaşları artırmak anlamında “artırmak”.
Örnek: They raised the price of milk. (Sütün fiyatını artırdılar.)
Ayrıca “raised” ifadesi, genellikle geçmiş zamanlı cümlelerde işlemi daha önce gerçekleşmiş bir durumu bildirir. Yani bir eylemin zaten tamamlandığını haber verir. Örneğin; “I raised my hand” cümlesi, elin zaten kaldırıldığı, bu eylemin geçmişte gerçekleştiği anlamını taşır.
-
She raised her hand to ask a question.
(Soru sormak için elini kaldırdı.) -
The community raised funds for the new playground.
(Topluluk yeni oyun alanı için fon topladı.) -
He raised his voice during the argument.
(Tartışma sırasında sesini yükseltti.) -
The gardener raised beautiful flowers in the backyard.
(Bahçıvan arka bahçede güzel çiçekler yetiştirdi.) -
They raised awareness about climate change through the campaign.
(Kampanya aracılığıyla iklim değişikliği konusunda farkındalık yarattılar.)