prompt
“Prompt” kelimesi İngilizcede çeşitli anlamlara gelir.
-
Eylem birini bir şey yapmaya motive edebilir. Örneğin: “His friend’s tragic death prompted him to start a charity." - “Arkadaşının trajik ölümü onu bir hayır kurumu kurmaya yönlendirdi.”
-
Prompt ayrıca bilgisayar programları, komut satırı veya diğer araçlarda belirli bir işlevi başlatmak için kullanıcıdan girdi bekleyen bir mesaj ya da işaret olabilir. Örneğin: “The command line prompt is waiting for the user’s input.” - “Komut satırı istemi, kullanıcı girişi bekliyor.”
-
Tiyatroda, bir oyuncunun unuttuğu bir repliği hatırlatmak için kullanılan bir işaret ya da kelime olabilir. Örneğin, “The actor forgot his line, but the prompter helped him out.” - “Oyuncu repliğini unuttu, ama prompter ona yardımcı oldu.”
-
Ayrıca, bir şeyin hemen yapıldığını veya hızlı bir şekilde yapıldığını da belirtebilir. Örnek: " Your prompt reply will be appreciated." - “Hızlı yanıtınız takdir edilecek.”
-
Son olarak, bir kelime veya ifadenin öğelerini hatırlamak için bir işaret ya da hatırlatıcı anlamında da kullanılabilir. Örneğin, “The teacher gave the students a prompt to help them remember the formula.” - “Öğretmen, öğrencilere formülü hatırlamalarına yardımcı olmak için bir ipucu verdi.”
Türkçeye genellikle “yönlendiren, teşvik eden, hemen, hızlı, istek, hatırlatıcı” gibi anlamlara gelen kelimelerle çevrilebilir.
-
The teacher gave us a writing prompt to inspire our creativity. (Öğretmen bize yaratıcılığımızı teşvik etmek için bir yazma ipucu verdi.)
-
I needed a prompt to help me start my art project. (Sanat projemi başlatmak için bir ipucu gerekiyordu.)
-
The prompt for the discussion focused on climate change and its effects. (Tartışmanın ipucu iklim değişikliği ve etkileri üzerine odaklandı.)
-
She used a prompt to guide her meditation practice. (Meditasyon pratiğini yönlendirmek için bir ipucu kullandı.)
-
Writing prompts can be very helpful for overcoming writer’s block. (Yazma ipuçları yazar tıkanıklığını aşmak için oldukça yardımcı olabilir.)