privileged
“Privileged” İngilizce’de bir sıfat olarak kullanılır ve Türkçe’ye “ayrıcalıklı” ya da “imtiyazlı” olarak çevrilebilir.
“Privileged” kelimesi genellikle bir kişinin veya grupların belli haklara veya fırsatlara özel erişimi olduğunu ifade eder. Bu ayrıcalıklı erişim, ekonomik durum, sosyal statü, mesleki pozisyon, cinsiyet, ırk gibi çeşitli faktörlerle ilişkilendirilebilir.
Örneğin, “He comes from a privileged background” cümlesini Türkçeye “O, ayrıcalıklı bir arka plandan geliyor” şeklinde çevirebiliriz. Bu, onun belirli bir sosyoekonomik avantaja sahip olduğunu, belirli fırsatları ve kaynaklara erişimi olduğunu ifade eder.
2:14
• Privileged access (ayrıcalıklı erişim): Bir sisteme veya verilere özel erişime sahip olmak • Privileged information (gizli bilgi): Normalde halkın erişemeyeceği, genellikle yasalar tarafından koruma altına alınmış bilgilere sahip olma durumu • Privileged communication (imtiyazlı iletişim): Avukat ve müvekkil arasında olan ve yasalar tarafından korunan özel bir tür iletişim.
Kelimenin kökeni, Latince “privilegium” kelimesinden gelir ve “özel hukuk” anlamına gelir.
-
She felt privileged to have the opportunity to study abroad. (Yurtdışında eğitim alma fırsatına sahip olduğu için ayrıcalıklı hissetti.)
-
The privileged class often has access to better healthcare and education. (Ayrıcalıklı sınıf genellikle daha iyi sağlık hizmetleri ve eğitime erişim sağlar.)
-
He was raised in a privileged environment, which shaped his worldview. (O, ayrıcalıklı bir ortamda büyüdü ve bu onun dünya görüşünü şekillendirdi.)
-
They enjoyed a privileged lifestyle, traveling to exotic locations every year. (Her yıl egzotik yerlere seyahat ederek ayrıcalıklı bir yaşam tarzının tadını çıkardılar.)
-
Access to technology is a privilege that not everyone has. (Teknolojiye erişim, herkesin sahip olmadığı bir ayrıcılıktır.)