preserving
“Preserving” İngilizce’de “korumak, muhafaza etmek, saklamak” anlamına gelir. Çeşitli bağlamlarda farklı şekillerde kullanılabilir.
-
Fiziksel nesneleri veya yerleri saklama veya koruma anlamında kullanılabilir. Örneğin; “The government is dedicated to preserving historical sites” (“Hükümet, tarihi yerleri korumaya adanmıştır”) cümlesinde olduğu gibi.
-
Ayrıca, hayatta kalmak için gereken şeyleri kaybetmeme veya saklama anlamında da kullanılabilir. Bu, bir kişinin ilişkilerini, sağlığını, bilgisini vb. ifade edebilir. Örneğin; “Preserving your health is very important” (“Sağlığınızı korumak çok önemlidir”) cümlesindeki gibi.
2:14
SPONSORLU · TOMBİK.COM İngilizceyi ders kitaplarından değil, YouTube'dan öğren. -
Ayrıca, yiyecekleri belirli bir yöntemle saklama sürecini tanımlamak için de kullanılabilir. Bu, genellikle besinleri uzun vadeli depolama için hazırlama pratiğini ifade eder. Örneğin; “Mother is preserving the summer’s fruits for winter.” (“Anne, kış için yaz meyvelerini konserve ediyor.”)
Dolayısıyla, “preserving” kelimesinin tam anlamının alınması, onun kullanıldığı bağlama ve çerçeveye bağlı olacaktır.
-
It is important to start preserving food to avoid waste. Gıda israfını önlemek için gıda korumaya başlamak önemlidir.
-
The museum is dedicated to preserving historical artifacts. Müze tarihi eserleri korumaya adanmıştır.
-
She uses special techniques for preserving flowers. Çiçekleri korumak için özel teknikler kullanıyor.
-
We should focus on preserving our natural resources for future generations. Gelecek nesiller için doğal kaynaklarımızı korumaya odaklanmalıyız.
-
Preserving the environment is crucial for a sustainable future. Çevreyi korumak sürdürülebilir bir gelecek için çok önemlidir.