Goong.com - Yeni Nesil Sözlük

precipice

“Precipice” İngilizce bir terim olup, Türkçe’ye “uçurum” ya da “tepe kenarı” olarak çevrilir. Fiziksel olarak, düşmek veya kayarak düşme tehlikesi olan çok dik, hatta genellikle dikey bir kıyı, yamaç veya uçlu bir kenarı ifade eder. “Precipice” bir dağ zirvesi, uçurum veya herhangi bir yüksek bir konumun tehlikeli sınırını tanımlar.

Küçük ölçekte, bir uçurum sadece birkaç metre veya daha az olabilir. Ancak, büyük ölçekte dağların eteklerinde binlerce metre yükseklikte olabilirler.

Ayrıca metaforik veya sembolik bir anlamda da kullanılabilir. Bir durumun veya olayın randevusu, sonucunun belirsiz veya tehlikeli olduğu bir eşiği ifade edebilir. Örneğin, “işletme uçurumun kenarında” ifadesi, belki de iflasın eşiği anlamına gelebilir.

  1. He stood on the precipice, looking down at the vast canyon below. (Derin kanyonun aşağısına bakarken uçurumun kenarında duruyordu.)

  2. The company is on the precipice of a major breakthrough in technology. (Şirket, teknolojide önemli bir atılımın eşiğinde.)

  3. She felt as if she were teetering on the precipice of a great decision. (Büyük bir kararın eşiğinde gibi hissediyordu.)

  4. The hikers carefully approached the precipice to take in the breathtaking view. (Dağcılar nefes kesen manzarayı görmek için dikkatlice uçuruma yaklaştılar.)

  5. The nation’s economy is on the precipice of collapse if reforms are not implemented soon. (Ülkenin ekonomisi, reformlar hayata geçirilmezse çöküşün eşiğinde.)

Youtube Videolarıyla İngilizcenizi üst seviyeye çıkarın. Tombik.com